Site rengi

Tasarım

ALTIN 531,72
DOLAR 9,3563
EURO 10,8927
BIST 1.418
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 17 °C
Çok Bulutlu

Unutma hiddetle baktığın her şey kararmaya mahkum

06.07.2021
42
A+
A-

Azıcıktan yazacaklarım bu sabah işe gelmek için yaptığım otobüs yolculuğunda yaşanan bir vakadan sonra beynime atak eden tümcelerden oluşuyor. Öncelikle vakayı aktarmak isterim. Benden bir ya da iki durak sonra otobüse binen 3 şahıs ile alakalı bu hadise. Kulağımda kulaklık vakanın başını kaçırsam da, bu 3 şahıs yanıma doğru gelip bireylerden biri istemeden bana çarpınca fark ettim her şeyi.

Bana çarpan kadın kendini korunmaya çalışıyor, hemen arttaki öteki kadın kendinden yaşça büyük olan yakınını sırça kenarına doğru çekerken bir yandan da öteki kadına, deyim yerindeyse çemkiriyordu. Arkamı döndüm ki çarpıştığım kadının gözler dolu dolu, dokunsan ağlayacak. Belki kendini korunmak istedikçe susturulmasından belki de gerçekten özür dilemek istiyor. Zira en sonunda sesini duyurmak için daha da yükselterek “Kusura bakmayın hanımefendi, gerçekten manili olduğunu öğrenmiyordum” dedi. Ama kadın kendi hiddetinde boğulmuş, onu asla dinlemek istemiyordu. Ona göre bu kadın, annesi olduğunu düşündüğüm manili kadını koruma gayretindeydi. Öyle ki artta siper durmuş kadını sırçaya yapıştırmıştı. İnsan kendini, beğendiğini makûsluklardan gözetmeye çalışırken nasıl oluyor da böyle hiddetleniyordu…

İnsan hiddetini neden hakimiyet edemez

Türk Dil Müesseseyi hiddeti, “Yasaklama, gücenme veya gözdağı karşısında saldırganlık tepkisi, agresiflik, hışım, öfke, gazap” olarak belirlemiş. Şimdi bu kadın bunlardan hangisine sığınarak annesini korunuyordu acaba; agresif mıydı yoksa gücenmiş miydi de böylesine saldırganlaşmış, karşısındakinin yeisinden habersizdi. Sonradan vakanın durumundan otobüse binerken kadının manili anneye çarpmış olduğunu, ama manili olduğunu fark etmediğini kavradım. Ama kadıncağız zati üzülmüştü, üstelik özür de diliyordu. Ama emin ki manili kadının hemen fark edilmeyişi kızının içini acıtmıştı.

Emin ki hakimiyet edemediği hiddeti boğazında düğümleniyor ve insanların da boğazını düğüm düğüm etmek istiyordu. Emin ki ezile ezile hiddet dinlemeyi bilmişti.

İnsan yaşarken öyle büyük bir hayat telaşesine düşüyor ki, bir zaman sonra göz görmez, kulak duymaz oluyor. Yalnızca sesini yükseltebiliyor; çoğu zaman en hoşlandığına ve hiç tanımadığına…

Zira hayat dediğin can yakmadan sana yaşamayı öğretmek istemiyor…

Hiddet dediğin nedir ki

Hiddet dediğin nedir ki, kelime olup kâinata parçalamaktan başka ne işe bereket. Bir düşün, hangi hiddetinden karlı çıktın?

Hangi öfken kalktığın yere seni hasarla oturtmadı?

Hangi öfken suratında gülücükler açtırabildi?

İnsanoğlu fark etmese de hep güç işlerin kalemi; yazdığı, çizdiği ne varsa kolaydan kaçarak yapmakta. Oysa beğenmek, bir yudumcuk tebessümmek ne kolay, ah bir tadına varabilsek…

Çocuklarımız hiddetten uzakta gelişse…

Hiddet dediğin nedir ki? Nerede görülmüş seni buradan alıp hoş hoş tepelere çıkardığı? Nerede görülmüş bir başka kalbe değebildiği?

Fark et, hiddetliyken çirkinsin, tebessümürken hoş…

Kalp kırmak ne kolay

Oysa kalp kırmak ne kolay? Haklıyı haksızı ayırmak, kabahatlinin kim olduğunu atama etmek bana düşmez elbet. Ama bu sabah o kadıncağız gözleri dolu dolu gitti işine, gününe gözleri dolu dolu başladı. Öteki yandan da onu kavramak istemeyen öteki kadın her güne hayatının bir eziyet olduğunu düşünerek başlıyor gibiydi. Hangisi daha acı, ayıramadı içim…

Kendi kalbi bunca kırılmamış olsa, sanmam ki başka bir kalbi bu kadar kolay kırsın… Suratındaki her bir çizgi hiddetten bunca derinleşsin, artsın.

Kalp kırmak ne kolay; ağızdan çıkacak bir lafa bakar. Hangi tarafın daha dargın olduğunu tanımlayamadığım bu hadise karşısında çıkardığım bir ders var ama: Hayat kesintisiz birilerine hiddet dinleyerek, her güne bir çileymiş gibi başlayıp, her günü buraları terk edip bir köye yerleşsem diye düşünerek yaşanmaz. Zira an dediğin şeyi kaçırdığın anda başlıyor insanın mutsuzluğu. Öyleyse hiddetini hakimiyet etmek için elinden ne geliyorsa yap!

Unutma; hiddetle baktığın her şey kararmaya mahkum ve bu siyahlık evvel kalbini vurur. Suratından gülücük, kalbinden sevgi yetersiz olmasın; gerisi yaşanır gider zati…

Sevgimle…

Damla Karakuş

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.