Site rengi

Tasarım

ALTIN 916,76
DOLAR 15,6270
EURO 16,3743
BIST 2.390,79
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22 °C
Parçalı Bulutlu

Teyzeler sardı dört bir yanımı

27.04.2021
163
A+
A-

Duru artık 1 yaşında. Hep söylerlerdi “nasıl geçtiğini kavrayamayacaksın” diye. “Aman al sana bir klişe daha” der geçerdim. Yaşadığım onca güçlüğe karşın, Duru ilk doğduğunda günler nasıl geçiyordu, neler yapıyordum, pek andırmıyorum gerçekten de. İnsan günü çok yoğun yaşayınca, o ana odaklanıyor sanırım.

O zamandan bu zamana hep andırdığım bazı şeyler de yok değil hakikatinde. Bence bunu tam anneler yaşıyor: Çevredeki çok öğrenmiş teyzeler! Daha doğum yapmadan anlatılan vahim doğum hikâyeleriyle başlar her şey gerçeğine bakarsanız. Sonra çocuk doğar. “Aman üşür, sıkı giydir” derler hemen. Çocuğun Ağustos’un ortasında doğmuş olması bir şey değiştirmez. Zira o bebektir “Kuşun kanadından dahi rüzgâr alır!”

Gaz sancları

Bebeğiniz doğduktan sonra siz bir taraftan iyileşmeye, bir taraftan da ona alışmaya ve de hormonlarınızla baş etmeye çalışırken, bebeğinizin gaz sancıları başlar! Aman Yaradanım! Kesintisiz ağlayan bir bebek; ne yapacağını donakalmış, kendini naçar ve eksik paydan bir turfanda anne ve baba ve tabi olmazsa olmaz “Bu çocuk doymuyor”, “Senin sütün yetmiyor”, “Mama ver, bak nasıl susacak” diyen teyzeler… Siz bebeğinizin gazı olduğunu anlatmaya çalışırsınız. Onlar ya ikna olmayıp bebeğinizin hasta olduğunu iddia ederler, ya da ikna olup “Ayağına çorap giymezsen çocuğun gazı olur tabi ki” deyip bebeğinizin gaz sancısının faturasını da size keserler!

İkna olmaz teyzeler

Bu kaos içinde siz kendinizi eksik sezerken, “Acaba söyledikleri doğru mu?” diye düşünmeden edemezsiniz ve tabi soluğu hekimde alırsınız. Hekim bebeğinizi tartar; günde kaç kere tuvaletini yaptığını sorar; tetkikini tamamlar ve bebeğinizin gazı olduğunu, bunun natürel bir şey olduğunu ve sizin yediğinizde, giydiğinizle pek de ilgisi olmadığını, çevrenin söylediklerine fazla takılmamanızı söyler. Siz konuta dönerken kendinize söz verirsiniz: “Ne derlerse desinler kafama takmayacağım. Hekim ne derse onu yapacağım.” Ama bu laflar konuta gittiğinizde teyzelerden birinin “Hava çok sıcak; su veriyorsun değil mi?” sualiyle unutulur gider. Siz istediğiniz kadar anne sütünün %80’nin su olduğundan, bebek için ondan daha hijyenik bir yiyecek olmadığından bahsedin, teyzeler netlikle ikna olmazlar ve sizden “Sen susayınca süt iç bakalım susuzluğun geçecek mi?” diye bebeğinizle empati kurmanızı isterler! Hatta aralarında “Bizim köyde böyle biri vardı. Aman Allah korusun. Böyle su vermemişler de böbrekleri kurumuş” gibi muhtelif misaller verenler de olur. Bu su tartışması bebeğiniz ek yiyeceklere geçene kadar devam eder. Siz ya inat edip suyu vermezsiniz ya da uğraşmaktan yorulup pes edersiniz.

“Sen hekime bakma”

Emzirdiğiniz sürece teyzeler her an her yerdedir. Aynı anda karpuz, kavun, ayran ve komposto harcamanız beklenir. Tabi ki süt yapsın diye! Size sunulan rastgele bir yemeği yalanlamanız olası değildir. Ya “Bir yeriniz şişer-Allah korusun!” ya da “Sütünüz kesilir!” Hele bir de aydaşlarına göre azıcık ufak bir bebeğiniz varsa, işte teyzeler gerçek o zaman başlarlar: “Yok kızım senin sütün yağlı değil. Yaramıyor bebeğe! Benim eltimin kızının sütü çok yağlıydı. Tosun gibi oldu Maşallah çocuğu! Sen hekime bakma, mama ver mama. Sonra büyüyemez bak çocuğun!”

Bu teyzelerden ek yiyeceğe geçince kurtulacağınızı düşünürsünüz. Hekim artık kabak, havuç, patates ve pirinci haşlayıp vermenizi ama netlikle tuz kullanmamanızı söyler. Teyzeler yeniden uzmanlıklarını konuştururlar: “Tatsız tuzsuz şeyi çocuk yer mi hiç? Çocuğun damak tadı büyümez. Biz daha öncekinden bizim yemek sularından verirdik. Aman biz bal dahi verdik. Şimdikiler çok öğreniyor. Zati biz her ay götürmezdik hekime. Annelerimiz, büyüklerimiz ne derse onu yapardık.”

Bir bakmışsınız ki bebeğiniz gelişmiş

Siz hem bunlara söz yetiştirmeye çalışıp, hem de yemek yemek istemeyen bebeğinizi ikna etmekle uğraşırsınız. Bebeğiniz natürel olarak ilk birkaç ay ek yiyeceklere alışamaz. Ama zamanla onun da beğendiği bir şeyler olur. Siz de onun damak tadını yavaş yavaş bilirsiniz.

Uykusuz geceler, mama sandalyesi başında gergin ve umutsuz bekleyişler, emekleme çalışmaları, yürürken düşmeler, derken bakarsınız ki bebeğiniz gelişmiş. Çevrede başka bebekler doğmuş ve siz de farkına varmadan o “teyze”lerden biri oluvermişsiniz.

İlknur Karadağlı Dirik

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

maltepe escortümraniye escort