Site rengi

Tasarım

ALTIN 549,28
DOLAR 9,5064
EURO 11,0660
BIST 1.519
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 16 °C
Parçalı Bulutlu

Şizofreni hastalığında aile dayanağının ehemmiyeti

15.07.2021
40
A+
A-

Şahsın düşünce, idrak etme ve tutumlarını negatif istikamette etkileyen şizofreni, ferdi olduğu kadar hasta yakınlarının hayatını da negatif etkiliyor. Özellikle mühürlenme fobisinde huzursuzluk yaşayan aileler enerjilerinin ehemmiyetli bir kısmını hastalığı saklamaya tüketiyor. Hasta yakınlarının kendilerini kabahatli sezdiğine dikkat toplayan uzmanlar, psikolojik yardımın ehemmiyetine işaret ediyoror.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nden Uzman Muayenehane Psikolog Ecem Erkin, şizofreni hastalarının kesintisiz ailelerinin bakım ve yardımına gereksinim dinlediğini söyledi.

“Şizofreni hastalığı, şahsın düşünce, idrak etme ve tutumlarını negatif istikamette etkileyen, buna bağlı olarak hastanın rollerini yerine getirmede güçlük yaşamasına neden olan bir rahatsızlıktır” diyen Ecem Erkin, “Bu hastaların çoğu aileleri ile beraber yaşamakta ve aileler ise bu bakım veren rolünü, rastgele bir destek almadan yerine getirmektedir. Ancak kronik ruhsal hastalıklar, hastanın olduğu kadar ailenin de hayatını negatif etkilemektedir” dedi.

Şizofreni ile alakalı yaklaşımlar değişti

Şizofreni hastalığı ile alakalı yaklaşımların zaman içinde büyük metamorfoz gösterdiğini belirten Psikolog Erkin, özellikle aile etmeni ile alakalı bakış açısının büyük bir mutasyona uğradığını ifade ederek şunları söyledi:

“Şizofreni hastalığına neyin neden olduğu incelenirken en çok aile üzerinde durulmuştur. Çoğu tahlilci aileyi, şizofreni hastalığının nedeni olarak görmüştür. Ancak 1950’li senelerde antipsikotik ilaçların keşfedilmesiyle beraber artık ambar sağlık kurumular kapanarak, şizofreni hastalarının cemiyet içine karışmaları imkân haline geldi. Bu tarihten sonra ise aileyi hastalığın nedeni olarak gören bakış açısı yerini, aile davranışlarının hastalığın seyrini nasıl etkilediğine vazgeçti. Aile, hastalığın nedeni olarak mühürlenmektense hastaların tekerrür rehabilite edilme süreçlerine dâhil edilmiştir.”

Ülkemizde şizofreni hastalarının aileleriyle yapılan çalışmaların, hasta yakınlarının aile yaşantılarında çatışmalar ve duygusal meselelerin yanı gizeme hastanın bakımı ve terapisi mevzusunda parasal yüklerle karşılaştıklarını gösterdiğini belirten Psikolog Erkin, “Şizofreni hastalarının çoğu, sağlık kurumu uyuyuşu sonrasında aileleriyle beraber yaşamaktadır, bu sebeple aile etrafındaki ilişkiler ve duygu dışavurumunun şizofreni hastalarında hastalığın yinelememesi ve yine sağlık kurumu uyuyuşunu tedbire açısından ehemmiyet taşıdığını düşünülmektedir” biçiminde konuştu.

Aileler kabahatlilik duygusu yaşıyor

Şizofreni hastalarının ailelerinin ruhsal hastalığı olan bir aboneye sahip olmakla yargılanma, utanma ve hastalığın kaynağı olma gibi duygular yaşadığını belirten Psikolog Erkin, “Çocuklarının hastalığının, cemiyet tarafından iyi anne babalık yapmamaktan kaynaklandığı biçiminde açıklanacağını düşünürler, cemiyete karşı utanılacak bir özellikleri olduğu algısı ortaya çıkar. Bunun utanılacak bir gidişat olduğuna karar verildikten sonra ise bunun saklanması meyli ortaya çıkar. Aileler enerjilerinin ehemmiyetli bir kısmını hastalığı saklamaya tüketebilir. Yargılanma, utanma gibi duygularla aile kendisini cemiyetsel ilişkilerde kısıtlar ve böylece ailenin kendi kendini mühürlemesi neticeyi ortaya çıkar” ifadelerini kullandı.

Aileye psikoeğitim verilmeli

Aileye hastalık hakkında anlaşılır bir dilde psikoeğitim verilmesi gerektiğini belirten Uzman Muayenehane Psikolog Erkin, şu nasihatlerde bulundu:

“Bu eğitim, hasta yakınlarının hastayla alakalı temennilerinin daha asılcı seviyede olabilmesini, duygusal ve parasal yükün eksiltilmesini sağlar. Destekleyici ve eğitici uygulamalar ise ailenin zorlanmasında, hiddet ve depresif bulgularında eksilmeye neden olmaktadır. Aileler, hastalarıyla daha fazla ilgilenebilmek için daha önceki sosyal civarlarından uzaklaşabilirler, hastaya daha gözetmeci biçimde davranabilirler. Bu gidişat; hem kendilerini daha naçar ve depresif gidişata sokabilirken, aynı zamanda hastanın da kendilerine daha fazla bağlanmalarına neden olur. Aile eğitimleri; bu stil yanlış yaklaşımların düzenlenmesi hususunda ehemmiyetlidir.”

Ecem Erkin, kronik ruhsal hastalıkların rehabilite edilme sürecinde en ehemmiyetli unsurun ise hasta, hasta yakını ve rehabilitasyon takımı arasındaki işbirliği olduğuna dikkat çekti.

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.