Site rengi

Tasarım

ALTIN 793,64
DOLAR 13,4726
EURO 15,2894
BIST 2.011,16
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 3 °C
Karla Karışık Yağmurlu

Sezaryen ve sıradan doğum arasındaki fark

23.04.2021
104
A+
A-

Trabzon Özel İmperial Sağlık Kurumu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr. Onur Dündar, doğum biçiminde öncelikli olarak sıradan doğum olması gerektiğine dikkat çekti.Sezaryenle sıradan doğum arasındaki farkı anlatan Dr. Dündar, şöyle konuştu: “Adından da anlaşılacağı üzere fizyolojik olan vaziyettir natürel olan yoldur. Şayet bebeğin büyü anomalisi yoksa, kilosu kocaman bebek değilse 4.5 kilogram ve üzerinde baş gelişi ise, annenin pelvis kanalı dar değilse, doğum esnasında bebeğin kalp atımları düşmüyorsa fetal distress doğum biçimi sıradan doğum olmalıdır. Bu koşullar oluşmuyorsa sezaryen endikasyonu var demektir.

“Doğum biçiminde önceliğin sıradan doğum olması olduğunu anlatan Dr. Dündar, şunları söyledi: “Zira sezaryenle doğan bebeklerde solunum, beslenme gibi problemler her zaman sıradan doğuma oranla fazla olur. Sıradan doğum yapan annelerin sağlık kurumunda kalma süresi kısadır. Sezaryende bu müddet uzun olmaktadır. Sıradan doğumda anne istediği kadar çocuk doğurabilir. Sezaryende bu sayı hudutludur. Zira insizyon yeri incelir ve her hamile kalmada rahimin rüptür delinme tehlikeyi çoğalacaktır. Sezaryende sıradan doğuma oranla hastanın kendini derlenme süresi uzun olur ve anemi tehlikeyi çoğalır.” Anne adaylarının ne yapması gerektiği mevzusunda bilgi veren Dr. Dündar, laflarını şöyle sürdürdü: “Hamileliği vaktince doktor ile hamile çok iyi bir diyalog halinde olmalı. Doktor iyi bir danışman olmalı, hastaya yapması gerekenleri çok iyi anlatmalı ve anne adayı anlatılanları harfiyen yapmalıdır. Özellikle anne perhize uymalıdır. Anne hamileliği vaktince; yağlı, tuzlu, hamur işi yememeli. Kilosunu 7 kilogram-12 kilogram arasında yakalamalıdır. Hamileliği süresince tansiyon kıymetlerini her hakimiyete geldiğinde ölçtürmeli. Asitli ve mideyi yoracak perhizden sakınmalıdır. Proteinde zengin, meyve ve sebze grubu, süt mahsulleri süt, yoğurt, peynir yemelidir. Günlük 1.5 litre su içmelidir. Anemiyi önlemek için kumpaslı olarak kan ilaçlarını almalıdır. Özellikle ilk 3 ayda folik asit takviyeyi lüzumludur. Folik asit bebeğin spinal kanal defektlerini önlemektedir. Hamilelik süresince kafeinli meşrubatlardan sakınılmalıdır. Sigara özel bir ehemmiyet talep eder. Netlikle menedilmelidir. Bebekte büyüme geriliği, düşük doğum ağırlığı, düşük, erken doğum, bebeğin eşinin önde yerleşmesi gibi patolojilere neden olabilir. Omega 3 kesinlikle verilmeli. Bebeğin beyin işlevlerinin büyümesinde çok tesirli olmaktadır.

ANNE ADAYLARI SIRADAN DOĞUMDAN KORKUYOR

Anne adaylarının sıradan doğumdan korktuğunu kaydolan Dr. Dündar, laflarını şöyle sürdürdü: “Anne adayları sıradan doğumdan korkmaktadır. Bunu önlemenin yolu doktor hasta ile iyi bir diyalog kurup sıradan doğumun bereketlerini anlatmalı. Sezaryenin cerrahi bir harekât olduğu ve yan tesirlerini anlatmalı, hastanın fobisini yenmeli ve hastaya iyi bir güven vermeli ve en ehemmiyetlisi sıradan doğuma bizzat doktorun girerek bu mevzuda hastanın kendisini güvende sezmesini sağlamalıdır. Tabiki doktor bu vazifeleri yaparken doktoru gözetecek yasaklar bir an evvel çıkarılmalı, hastaların doktoru güç vaziyete sokacak yaklaşımlarını minimalize edecek yasaklar bir an evvel çıkarılmalıdır. Doktor vazifesini yaparken rahat ve huzur içinde yapmalıdır.”

GEBELİKTE EŞLERE MİSYON DÜŞÜYOR

Gebelik yarıyılında eşlere büyük misyon düştüğünü ifade eden Dr. Dündar, laflarına şöyle devam etti: “Hamilelik yarıyılında anne adayları daha stresli olmaktadır. Psikolojileri negatif etkilenmektedir. O sebeple baba adayları eşlerine daha şefkatli yanaşmalı, onları çok yormamalı, beslenmelerine dikkat etmeli, istirahat etmelidirler. Anne adayı olası olduğu kadar istirahat etmelidir. Günlük hafif egzersizler yapabilirler yürümek, yüzmek, bisiklet sürmek gibi. Ağır egzersizlerden sakınmalıdır. Doğuma yakın 35 hafta üzerinde salt surette günlük yürüyüşleri artırmalıdır. Zira sıradan doğumda karın adaleleri iyi büyüyerek bebeğin daha iyi doğmasına katkıda bulunacaktır. İlk 3 ay ve son 1 ay beraberlik menedilmelidir. Özellikle çatlak kremleri üzerinde durmak gerekiyor. Anne adayları hamileliği vaktince çatlak kremi sürmelerinin hiçbir verimi yoktur. Bunlar kan yoluyla bebeğe geçtiği için bebeğe hasarlı olabilir. Bu mevzuda anne adaylarını uyarmalı ve bunu anlatmak gerekmektedir.”

SAÇ BOYAMAK BEBEĞE HASAR VERİR

Saça sürülen boyanın bebeğe hasar verdiğini söyleyen Dr. Dündar, şöyle konuştu: “Saça sürülen boya aynı biçimde kan yoluyla bebeğe geçtiğinden hamilelik vaktince saça boya sürülmemelidir.Gebelikte ağır kaldırmak riskli ve mahzurludur. Erken yarıyılda düşüğe, geç yarıyılda erken doğuma neden olabilir.Gebelikte ışınım çok risklidir. Olasıysa bir hamile film sürükletmemelidir. Afaki ilaç kullanımından sakınmalıdır.Eşler arasında kan anlaşmazlığı varsa bunu iyi takip etmek lüzumludur. Muayene yapıldıktan sonra annede indirect coombs testi olumsuz ise anneye 28. hamilelik haftasında Anti-D Globulin adale içi 1 doz yapılır. Doğumdan sonra bebeğin kan grubuna bakılır ve şayet bebek rh – ise ikinci bir doza gerek yok, bebek rh + ise 1 doz daha Anti-D globülin yapılmalıdır. Bu gidişat bir sonraki hamilelik için lüzumludur.”

Bunun ehemmiyetle anneye anlatılması gerektiğini belirten Dr. Dündar, laflarını şöyle sürdürdü: “Hamilelik süresi süresince zorunlu inceleme ve muayene kesinlikle yapılmalıdır ve hamilelik süresince zaman zaman yinelenmelidir. Böylece annede anemi, idrar yolu enfeksiyonu gibi problemler daha iyi takip edilmiş olacaktır. Hamilelik zehirlenmesi preeklamsi mevzusunda aile ve doktor çok dikkatli olmalıdır. Hastanın tansiyon, kilo ve beslenme takibi çok iyi yapılmalı ve kuşkulu gidişat varsa kan analizleriyle hakimiyet edilmelidir. Böylece yakın takip anne ve bebek vefatlarının önüne geçecektir.”

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.