Site rengi

Tasarım

ALTIN 561,35
DOLAR 9,7383
EURO 11,3466
BIST 1.480
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15 °C
Parçalı Bulutlu

Nejat İşler ilk kere hastalığını anlattı

17.05.2021
53
A+
A-

O dönüm noktalarından biri ise, geçen yıllarda geçirdiği hastalığı idi. İşler, sağlık kurumunda uyuduğu müddet süresince beğenenlerini kaygılandırdı. Kitapta ise bu hastalıktan sonra aldığı, Gümüşlük’e yerleşme kararını yazdı.

“Gezi’yle birlikte esrarengiz alametler belirdi bende”

Nejat İşler’in yazdığı mevzuyla alakalı kısım: Gezi’yle birlikte esrarengiz alametler belirdi bende. Fiziken sedef hastalığıyla tanıştım, ruhen de geçmiş hayatımın muhasebesine giriştim. Sedef gitgide ilerliyordu, kaygılandım, çalıştığım işten bağışlamamı istedim, köye Gümüşlük sığındım. Bir sürü karar aldım, bu kararları uygulamak için kendime iyi bakmaya başladım. Felek, uzaktan sırıtıyormuş meğerse.

“Bir manita aracıyla ithal ettim virüsü”

Kış sertleşti, acayip bir grip salgını sardı çevreyi. Dinliyoruz ama uzaktan. Köyde henüz bir hadise mevcut değil. Vaziyetten çıkarıp bir manita aracıyla ithal ettim virüsü. İçki bir sürü rahatsızlığı gizler. Senelerdir hastalanmamışım. Kendime bakıyorum ya, içki yok. Fena hasta oldum.

“Bir de kanlı öksürük”

”Lan” dedim ”grip böyle bir şeymiş demek ki. İlaç öğrenmiyorum, hekime gitmiyorum. Perişan haldeyim, yataktan çıkamıyorum. Bir de kanlı öksürük başladı mı?

”Benim serum yeme zamanım gelmiş,” dedim. Güvendiğim bir dostumla sağlık kurumuna gittim. Sağlık Kurumunda bayılmışım. Gözümü açtığım bir ara birisi gelip, ”Ailenize haber vermemiz gerekiyor” dedi. Ailemi telaşlandırmak istemiyordum, menajerim usuma geldi. Sonrasını herkes medyadan öğreniyor.

“Beni köye gönderin”

Bunlar başıma geldikten sonra hep şunu düşünüyordum: Köye gitmem gerekli. Hep benim Avrupa’da bir sanatoryumda uyumamı planlıyorlardı. Tam hekimlerime ısrarla, ”Beni köye gönderin. Ben köye gideceğim ve iyi olacağım” diyordum. Öyle de oldu. Köye geldiğimde tam köy çok üzüldü. Zira 90 kiloydum, görenler çok afallıyor ama emin etmiyorlardı. Ben sağlık kurumunda uyurken her şey dinlenmiş. Bana o kadar iyi davrandılar ki anlatamam. Kapıma köy yumurtası, mandalina, keçi peyniri filan koyuyorlardı devamlı. İstanbul’da olsam kimsenin umurunda olmazdı. Ve o zaman kesin kararımı aldım: Artık burada yerleşik yaşayacağım ve hiç gitmeyeceğim.

“Hekim ‘Parmakları keselim’ dedi”

Parmaklarım iyice siyahlaşmıştı. Yalnızca o surattan gittim İstanbul’daki sağlık kurumuna, hekim de, ”Parmakları keselim,” dedi. O operasyondan sonra iki ay daha yattım sağlık kurumunda. Sonda döndüm köyüme. Hekimler hala seni Avrupa’ya yollayalım diyordu. Ama neyle gideceğiz ki Avrupa’ya? Öyle kolay değil oralarda rehabilitasyon olmak. Çok para gerekiyor. Geldim ve burada iyileştim.

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.