Site rengi

Tasarım

ALTIN 494,20
DOLAR 8,6553
EURO 10,1587
BIST 1.393
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23 °C
Kuvvetli Sağanak

İlişkilerde 6 esas gereksinim

28.04.2021
79
A+
A-

Sevgi, hürmet, güven… Bunların hepsi bir ilişkinin esasında uyuyan en büyük yapıtaşları. Peki karşılıklı lüzumlar bu esasın neresinde? Bir ilişkide sezilen en esas lüzumlar neler? İşte sualinizin yanıtı…

1- İlişkilerde Güven gereksinimi

İnsanların esas gereksinimlerinden biride güven gereksinimi. Aynı biçimde ilişkimizde de güven dinlemek isteriz. Güvenmediğimiz de ne olacağını öğrenemediğimizden güvenecek bir şahsa gereksinim dinleriz.

Herkes ilişkisinde güven arar yokluğunu sezdiğinde ise eşine karşı hakimiyet etme isteği çoğalır. Zira bunu hakimiyet kendinde olursa, eşinin tepkilerini tanımlayabileceğini düşünür. Ve böylece kendini güvende sezer. İlişkilerimizde her şeyi hakimiyet etme gereksinimi varsa burada emin olmadığımız şeyler vardır demektir. Güven duygumuzu doyuma ulaştırmak için hakimiyet etme gereksinimi dinleriz.

Konutluluk Müesseseyi; insanların emin olma gereksinimlerini, doyuma müteveccihtir. İnsanların bir çoğu değişmekten korkar, Mevsimler değişebilir her şey değişebilir ama bir değişmemeliyiz diye düşünürler. Rahatlık veren vaziyetin hiç değişmemesini isterler. Bazen de makûs giden konutluluklarda yada ilişkilerde sonunu nasıl olacağını öğrenememek, tamamlanması gereken bir konutluluğu sırf alışılmış olanın verdiği bellilik suratından şahıslar tamamlayamaz. Güven ilişkilerde ehemmiyetlidir sıhhatli yollarla gelmediği zamanlarda insanlar bunu sıhhatsiz yollarla baskı , hakimiyet, gibi yollarla elde etmeye çalışırlar zira güven bir lüzumdur.

2- İlişkilerde emin olmama gereksinimi

Belki bu azıcık afallattı.Güven ve emin olma lüzumundan bahsetmiştik. Emin olmama da ne şimdi diyebilirsiniz. Emin olunca kendimizi huzurlu hissederiz. Stressiz, her şey tanıdık bildik, eşiniz belli ilişkiniz de ne nasıl gidecek çok iyi öğreniyorsunuz. Eşinizden alacağınız tepki belli vereceğiniz tepki belli. Başka Bir Deyişle her şeyden muhakkaksınız sonra ne olur dersiniz? Sanırım öğrendiniz Kasvet “Canı kasveti” işte bu noktada emin olmama gereksinimi devreye girer. Farklılık gereksinimi, Coşku gereksinimi, tehlike alma gereksinimi.

Konutluluklarda her şey öğrenilir hale geldiğinde, eşler otomatiğe bağlanmış gibi hep öğrenilir tepkiler verdiğinde can kasveti başlar. Coşkunun bittiği yerde bunalım başlar. Coşku yoksa mutsuz oluruz. İşte bütün bu noktada coşku arayışı başlar. İlişkimizde farklı bir şeyler isteriz. Gayret edeceğimiz şeyler,coşku isteriz.

İlişkinin başında emin olmak isteriz, beni hoşlanmalı emin olmalı deriz. Fakat eşimiz bir müddet sonra bizi hoşlansa ve güven verse de ilişkide uyarılmaya, coşkuya gereksinim dinleriz. Çiftler bu lüzuma uygun davranmadıklarında ise sıhhatsiz ve etik olmayan yollardan coşku arayışı başlar. Erkekler gül gibi eşlerinin üstüne gül koklarken, bayanlar kendini yemeğe, fazla spora yada boş işlere verebiliyorlar. Coşku arama yolları sıralanmayacak kadar uzundur.

İlişkilerde yevmiye hayat aynı biçimde gittiğinde ilişki can sıkıcı hal alır. Ve çiftler sebepli sebepsiz münazaralara başlarlar. Belki eksantrik ama çoğu çift bu müzakerelerden memnun olurlar. Münazara, küsme ve barışma süreci ilişkilere coşku ve meçhullük getirir. Mesela; Küsme ne kadar sürecek?, İlk adımı kim atacak?, Barışma nasıl kutlanacak? Tabi darıllık vaktince eşler birbirine özlem sezmeleri de vaziyetin ayrı birheyecanı denebilir. Hatta farkında olmasalar da; sırf bu coşku için münazara eden küsen ve barışan çift rakamı oldukça fazladır. Bazı çiftler münazara etmemelerinden iftihar etseler de ; münazara etmemek gerçeğinde o ilişkide daha suskun ve derinden ilerleyen ciddi bir mesele var demektir.

3- İlişkilerde Farklı Olma Gereksinimi

Özgün başka bir deyişle farklı olma gereksinimi insan hayatında insanı tetikleyen bir güçtür. Hayatda hiç bir şey bire bir aynı değildir. Hayat kendini tekerrür etmeyecek kadar zengin yaratılmıştır. Bir kar tanesi bir başka kar tanesine benzemez. Bireylerde birbirinden değişiktir. İlişkilerinde bu değişikliği görmek isterler. ”Ben herkesten değişiğim”,” Benim herkesten farklı bir özelliğim var”, ”Ben onun gözünde en ehemmiyetliyim ya da en ehemmiyetli olmalıyım”, ”O bensiz yapamaz”, ”Ben değişik erkekler gibi değilim”, ”Ben senin bildiğin bayanlardan değilim” gibi laflarla bunun vurgulandığı zamanlar da olur kimi zaman.

Evet, her birey farklı insanlık tarihinden beri bir birey tıpa tıp aynı var olmadı. Yaşanan her ilişkide farklı, kimsenin yaşadığı bir değişiğine benzemez. Hiç bir konutlulukta ya da ilişki de ne meseleler ne mutluluklar bire bir benzemez. Bireylerde onların içinde bulundukları ilişkilerde birbirinden değişiktir.

İlişkilerde, ehemmiyetli olduğunu sezmenin yaygın yollarından biri, Gereksinim dinlenme gereksinimiyle kendini ortaya çıkara öğrenir. Özellikle bayanlar; Gereksinim dinlenme yolunu kullanarak çocukları, eşi, hatta anne babaları için kendini paralamak için hakikatleştirir. Burada emel kendini bırakılmaz kılarak, ehemmiyetli olma farklı olma lüzumunu karşılamaktır. Hatta eşi için farklı olabilmek yalnızca çocuğunun annesi olma değişikliğini sezmek için çocuk sahibi olmak için uğraşan bayan rakamı fantastik biçimde çoktur.

4- İlişkilerde Eş Olma Gereksinimi

Diyelim ki bir ilişkide birbirinizden çok değişiksiniz. Siz eşsizsiniz. O zaman ne olur. O zamanda birine ait olma gereksinimi sezersiniz. Birbirinizde eş yerlerin olmaması da sizi rahatsız eder. Evet insanlar farklı olmak isterler Fakat bu aynı şunun gibidir ilişkilerde karanlığı öğrenmeden aydınlık anlaşılabilir mi? Değişiklikler bunun için vardır ama şahıslar ilişkilerinde sevgi ve ait olma karşısındakine benzeme sanki onun bir parçası olmayı sezmek de isterler. Sizi birbirinize sürükleyen birbirinize benzediğiniz yanlarınızdır. Ortak noktalarınızdır; ortak yerde buluşturan.

İlişkilerimiz de bazen kendimizi ehemmiyetli sezmeyiz. Bu noktada ehemmiyetli ve özel olmayı arz ettiğimiz de, farkında olmadan eşimizi kendimizden iteriz. Ona ” Beğenilmek istiyorum” arzında bulundukça bütün tersi olur.

Beğenilme isteğini beğenme hevesiyle karıştırabiliriz. Eşimiz tarafından beğenme hevesimiz karşılanmadığında ise kendimizi özel sezmeyiz. Bu kere de istediğimiz sevgiyi alabilmek için onu sevgi şovlarıyla boğarız. Ve bizden daha da uzaklaşır. Kaçan sevgilinin, eşin arttan gücenmişlik duygusu yaşarız. Onu kabahatler hoşlanmaktan korktu kaçtı deriz onun korktuğu sevginizden değildir, bitmek öğrenmeyen sevgi dilenciliğinizdir. ”Aşk ve sevgi denilen şey iki insanın birbirine ait olma duygusudur” Aşk ve sevgide kendimizi hem özel hem birine ait hissederiz. Başka Bir Deyişle benzerimize yanını sezeriz.

Şayet eşlik yoksa şahıslar bu sarihi gidermek için özveriye müracaat etirler. Beğendiği şahsın gereksinimlerini karşılamak için kendi ihtiyaçlarını bırakır ya da erteler. Burada ehemmiyetli olan şu; Verdiğiniz sevgiyi karşılığı faizi ile ödenmesini bekleyip bir borca dönüştürdüğünüzde kendinizi hoşlanılmaya fukara konuma getirdiğinizde kaybetmeniz kaçınılmazdır. Sevgide en ehemmiyetli kaide gereksinimimiz olanı eşimize vermektir. Hoşlanılmaya gereksiniminiz varsa coş. İnsanlar beğenmeyi, hoşlanıldıkları bireylerle hakikatleştirir.

Bayan erkek ilişkilerinde en makûs gidişat beğenen birinin terk edilmesi değildir bunda canınız acır bir müddet ama geçer. En makûs gidişat ait olma gereksiniminizin az buçuk karşılandığı neticeyi metamorfozu göze alamamaktır. ”Ne terk edecek kadar makûs, ne kalacak kadar iyi gidişatı”. Bu stil çiftlerin gidişatı ise şudur; Metamorfoz için kıymet ödemeyi göze alamazlar; kendini doyum ve mutluluk vermeyen ilişkiye devam ettirmenin getirdiği, hiddet, dargınlık, agresiflik ve yalnızlık duygusunu yaşarlar. Bütün bir naçarlık ve acizlik hali…

5- İlişkilerde Büyüme Gereksinimi

İlişkimizde her şeye sahip olabiliriz ama her gün yeni bir şeyler katıp, her iki taraf da gelişime sarih olmazsa ilişki çürür. Gelişimde yaşam vardır. Ya büyürüz ya da can veririz. Duygusal, zekasal ve ruhsal gelişim için bireylerin zaman ayırmaları gerekir. Büyümek, bilmek, bir tercih değil, bir lüks değil, bir lüzumdur. Aynı yemek içmek kadar gereksinim.

Bunun için eşlerin birbirlerine gelişimlerine ayıracak süre ve imkânlar için serbest vazgeçmeliler. Serbest fertler gerçekten beğenir ve büyür. Büyüyen fertler iyi anne baba olup sıhhatli fertler yetiştirebilir. Gelişim insanların soluk almasını sağlar kendinize soluk alacak alanlar vazgeçin.

6- İlişkilerde Katkıda Bulunma Gereksinimi

Kendimizin dışına çıkarak başkalarına katkıda bulunma lüzumdur. Varlığımızın başkalarına destekçi olduğumuzu öğrenmesi; işe bereket insan olduğumuzu sezme gereksinimi. Her konumda olduğu gibi ilişkimizde de karşımızdakine verimimiz olduğunu sezmediğimiz sürece mutlu olamayız. Bu Hayatın her alanında olduğu gibi ilişkilerde de çok ehemmiyetli bir lüzumdur, şayet faydalı olduğumuzu sezmezsek, gereksinim dinlenmeye gereksinim dinleriz. Şayet eşimizin bize gereksinimi olmadığını sezersek farkında olmadan, çocuğumuzun gelişimi pahasına da olsa bize gereksinim dinleyerek gelişmesini sağlarız. Etrafımızda ne kadar çok vardır değil mi gelişip evlendikleri halde hali hazırda annelerine gereksinim dinleyen şahıslar. Kendi kararlarını kendileri veremeyenler. Kendileri aile olamayanlar.

Evet, eşimizin”iyi ki varsın” demesi onun hayatına katkımız değdiğinin delilidir. Ve bu insanı çok mutlu eder. Tabi ki bu katkıyı eşinize verirken bir teşekkür dahi beklemeden katkı da bulunmaktan bahsediyoruz vermenin natürel hazzını aldığınız katkıdan.

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.