Site rengi

Tasarım

ALTIN 487,08
DOLAR 8,6447
EURO 10,1490
BIST 1.419
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31 °C
Parçalı Bulutlu

Hamuş musun, Aşık mı, Maşuk mu

18.03.2021
130
A+
A-

Hamuş tasayı Mevlana kendine. Başka Bir Deyişle Sessiz. Düşündün mü hiç, bir şairin, hem de ünü dünyayı sarmış bir şairin, başka bir deyişle işi eforu, varlığı, kimliği ve hatta soluduğu hava dahi sözcüklerden müteşekkil olan ve elli binden fazla mükemmel dörtlüğe imza atmış bir insanın, nasıl olup da kendine SESSİZ ismini verdiğini..?

Elif Şafak

Yaşadılar mı yaşamadılar mı kimse teyit edemiyor. Evveliyatında iki âlemden birinde sultan değişiğinde ise zebun. Aşk onları birbirlerine olan zaaf ve zaafiyet ağına düşürdüğünden zebun olmamamak na-olası hale geldi. Kimse ama kimsenin keşfetmediği, dünya gözüyle görmediği belirsiz diyarda, belirsiz zamanda sürüp giden bir öykü… Mesul kılınan aşk olduğu için haklı da, haksız da yok. Bülbül güle mi? Gül bülbüle mi? Bu sualin yanıtı aynanın arttaki gümüş gibi gizem…

Çölde kavrulan kuma intihar ederek düşen yağmur taneleri ortalığı tozu dumana katarak kumun avuç içlerine nasıl düşerse aşk; göynümüze de bıçağın ucuyla yara açar gibi öyle düşer. Aşk düştüğünde bağrımıza kedi köpek gibi yağmur yağar it is raining cats and dogs – ingiliz tabiri ve faydasıyla gelen yağmur toprağı nasıl yumuşatırsa aşka özlem sürükleyen göynümüz de öyle yumuşar. Aşık’ın hamuşluğunda takat arayan vicdanlarımız, Maşuk’un aynasında ayna yansımasıyla kendilerini bulurlar. Saba makamında meşki anlatan nağmelerin özlü lafına, çok değil hoş hoşlanmayı anlatan sözcüklerin/tümcelerin laflı özüne.

Kıssadan pay öykü

Abartı sanatını icra eden Meddah, yanında getirdiği kauçuk sandıktan çıkardığı kukla ile vantrolog gibi öyküyü anlatmaya başlar…

Aşık ve Maşuk birbirlerini çok beğeniyorlar, lakin bir cinsli birbirlerine açılamadıkları için sevgi aynı çemberin içine giremiyor. Tam cesaretini toplayan aşık katlanamayıp Maşuk’un evine gidiyor, kapıyı çalıyor.

Kapı birden vurulur;

Maşuk: Kim o?
Aşık: Benim.
Maşuk: Git buradan.

Aşık şaşırmış, afallamış bir biçimde kafasını öne eğerek adımlamaya başlar. Ama hüzzamlı..

Seyyah gibi akarsuları aşmış, dağlara, ovalara ayak izlerini vazgeçen maşukun münzevi aşkından can verecek vaziyete gelmesinin karşısında verdiği tepkiye de anlam veremiyor, çünkü katlanamayıp tekerrür maşukun kapısını çalar.

Maşuk: Kim o?
Aşık: Benim.
Maşuk: Git buradan.

Aşık çılgına döner ve bir cinsli anlamlandıramadığı vaziyet karşısında maşukun bu tutumu elim bir efkâr vazgeçer vicdancığına. Kendini Maşuk’a adamış Aşık, fani tam hislerinden sıyrılan, kemal/kamil insan olma gayreti içerisinde. Aşık yollara kendini vurmaktan bitap düşen, aşkıyla erise de nedenini bir cinsli bulamayan Aşık günlerden aylardan sonra yeniden kendini Maşukun evinin kapısında bulur. Ve yeniden aynı senaryo…

Maşuk: Kim o?
Aşık: Senim.

Ve kapı aralanır…

Maşuk: Gir içeri!

Kim o, deme boşuna… Benim, ben. Öyle bir ben ki gelen kapına; baştan başa sen.
Özdemir Asaf

Velhasıl kelam senden benden “BİZ” çıkarabilmekteydi kabiliyet, “SENİM” diyebilmekteydi aslolan. Bazı sözcüklerin varlığı, devamlı söylenildiğinde anlamını yitirir hafızamızda. Ama kimileri de vardır ki, tekerrür tekerrür söylense de aşk ile söylenildiği için ayrı bir anlam kazanır, öyle bir lezzet vazgeçer ki damağınızda/dimağınızda tadına doyum olmaz. Yedi tepeli gül şehri İstanbul gibi… ve her ne hikmetse Mihrimah gibi…

Yasak olsada dünyanın kurulmasına sebebiyet veren, evvel aşk vardı. Arşı alaya yıldızlar kurulmamış, yeryüzü ilmek ilmek örülmemişken, evvel aşk vardı. Ay gecenin üstüne örtünmemiş ve gölge güneşle flört etmeden, evvel aşk vardı. Dağlar yükseltiyi yüksek ovaların boynuna gerdanlık gibi takılmamış, yıldızlar semada meşale gibi yakılmamıştı ve evvel aşk vardı. Hava suyun efkârlarına yarenlik etmeden ve su toprakla birleşip ateşe kin kusmamışken, evvel aşk vardı… Ana rahminden başlayıp pare pare yazılan damgalı mukadderat defterimizden ve yazılmadan daha üzerine yemin içilen kalemden evveldi aşk. Evveli yoktu, aşk vardı…

Kalbinizin idmanında, AŞK için mahir olacağınız başucu kitapları.

[1] Beyaz Geceler – Fyodor Dostoyevski

[2] Uğultulu Tepeler – Emily Bronte

[3] Vicdanım Seni Çok Beğendi – Canan Tan

[4] Senden Evvel Ben – Jojo Moyes

[5] Uğultulu Tepeler – Emily Bronte

[6] Eylül – Mehmet Rauf

[7] İçinde Aşk Gizli – Judith McNaught

[8] Kolera Günlerinde Aşk – Gabriel García Marquez

[9] Kürk Mantolu Madonna – Sabahattin Ali

[10] Vadideki Zambak – Honore de Balzac

Bonus: Okurken AŞK lisanının naifliğinde size eşlik edecek şarkı / Guy Farley – Reach Beyond Belief Modigliani Soundtrack

Aşık – Maşuk

Helal kıldı maşuka, aşık kendi kanını
Maşuk nakşından okur, Aşk eri kuranını
Yardan ayrı olunca, asılıp can vermek yeğdir
Âşık kendi vazgeçer boynuna urganını

Gitmez aşık gözünden, hergiz maşuk hayali
Nitekim Zelha verir Yusuf’un nişanını
Dirlik budur maşuka, Aşık yolunda can vere
Sorarlar ise eydem aşıkın burhanını

Belkıs ile Süleyman aşka düştü bir zaman
İsteyip bulmadılar bu tasanın çaresini
Gökteki Harut Marut, aşk için indi yere
Zühre suratın görünce unuttu rahmanını

Ferhad bu aşk yolunda başın külünge yakaladı
Hüsrev Şirin tasasından arkadaşa verdi canını
Leyla ile Mecnun işi aceb kazanç bu millete
Abdurrezzak terketti aşk için imanını
Zamane sadakatleri çile kazanç Yunus’a
Bir doğru yar bulunca feda kılar canını

Yunus Emre

Engin Dal

Instagram: seslenenadam

YouTube

[email protected]

özel içeriğidir.

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.