Site rengi

Tasarım

ALTIN 494,52
DOLAR 8,8648
EURO 10,3792
BIST 1.384
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22 °C
Çok Bulutlu

Gözü âmâ eden aşk değil hormonlardır

20.04.2021
50
A+
A-

Kalbimiz, hastalıklar sebebiyle kalp krizi geçirmemize ve kalbimizin zayıflayarak vazifesini yerine getiremez. Hastalıkların dışında aniden kaybedilen beğenilen bir yakının olması, kalp adalelerini aynı enfarktüs geçirmiş gibi bozar. Bu vaziyete kırık kalp belirtiyi ismi verilir. Çağdaş tıp, bize bugün kalp hastalığının mukadderat olmadığını, önlenebilir bir hastalık olduğunu söylüyor. Uslu, şuurlu ve yaşamı hoşlanan, hayata keyfi ile dolu olan şahsın kalp kırıklığı yaşaması çok düşük bir olasılıktır.

Bayındır İçerenköy Sağlık Kurumu Psikiyatri Uzmanı Dr. Esra Uğurlu Koçer; İnsanın yaşamı süresince tadabileceği en tarifsiz duygu aşk, yalnızca kalbi değil beyni ve vücudu da tutsak alıyor. Aşık olan şahsın beyninde sanki hormon kasırgası yaşanıyor. Evvel haz ve sevinç veren dopamin, sonra mutluluk veren seratonin, ardından da ‘bağımlılık’tan mesul oksitosin hormonu salgılanmaya başlıyor. Beynin ’empati’ ile alakalı bölgesinin devreye girmesiyle büyük aşkın hiçbir yanılgıyı görülmez oluyor. Böylece ‘aşkın gözü âmâdır’ yalnızca bir tabir olmaktan çıkıyor ve bilimsel bir hakikate dönüşüyor.

Aşk, sanki senelerdir yetersizliği sezilen, bulunduğunda da yaşamın tüm anlamının değişeceğine inanılan bir duygu olarak belirlenebilir. Noksanlığını bitirme isteği ve tamamen bir arama tavrıyla yola çıkan insanoğlu, bulduğunda da bu duyguya adanmışlık hissi ile teslim olur. Öyle şuurlu bir gidişat da olmadığı için genellikle seçimler mevzubahisi olmaz. “Başa gelen çekilir” gibi, başa gelince yaşanan bir gidişat olarak devam eder.

Sevgi hormonu denktir aşk helezoniyi

Aşk, yalnızca duygusal değil aynı zamanda fizyolojik bir süreçtir. Aşık olan şahsın tutumlarında farklılıklar ortaya çıkar. Bu farklılıkları da fizyolojik süreçler tanımlar. Aşk, insan beyni için bir çeşit haz kaynağıdır. Bu sistem, mükâfat ile yakından ilişkili dopamin DA salınımı ile aktive olur haz, sevinç. Dopamin ile ilişkili bu sistem, seratoninin mutluluk hormonu de eksilmesine neden olur. Aynı zamanda ‘sevgi hormonu’ olarak öğrenilen oksitosinin salınımı ile beraber bağlanma mekanizması devreye girer. Bağımlı bireylerde de eş mekanizmalar çalışır.

Hormonlar midede kelebekleri uçurur

– Aşık olan bireyde tavır farklılıkları görülmeye başlanır. Öncelikle enerji çoğalışı ortaya çıkar. Özellikle aşık olduğu birey ile karşılaştığında çarpıntı, ellerde titreme, uykusuzluk, iştahsızlık ortaya çıkar.

– Tıpkı bağımlılarda olduğu gibi aşkından uzak kaldığında yoksunluk içine girer, saplantılı bir hal alır ve bir an evvel ona erişmek için süratli ve hakimiyetsiz hareket etmeye başlar. Bu hakimiyetsiz hareketler de yanılgı yapmasını basitleştirir.

– Başka Bir Deyişle aşkın başlangıcındaki mutlu enerji çoğalışı yerini bir müddet sonra tedirgin bir enerji çoğalışı haline vazgeçer. Ayrıca insan beyninin içinde bulunan amigdala bölgesi, tehdit ile ilişkili en ehemmiyetli alandır. Amigdala, aşık olduğunuz şahsın yanındaysanız daha az çalışmaya başlar ve böylece başlangıçta kısa bir vakit de olsa aşk yaşamınıza huzuru getirmiş olur.

Aşkta hormonların lafı geçer

Beynin bazı bölgeleri medialfrontal alanları empati ile doğrudan ilişkilidir. Aşık olduğumuzda karşımızdaki şahsa karşı hoşgörümüz öyle çok çoğalır ki, kusurlarını görmemeye başlarız ve onunla alakalı tenkitlere kapalı hale kazancız. Buna bağlı olarak da çevremizdeki öbür insanlara karşı hoşgörümüz eksilir. O ne diyorsa doğrudur, yaptığı her şey klasiktir. Başka Bir Deyişle bir anlamda ‘aşkın gözü âmâ’dür.

Aşkın getirdiği huzur başlangıçtaki yüksek enerji ve motivasyon ile sürmez. Birey bir müddet sonra bayağı yaşamına devam edebilmek için bu enerjinin eksilmesine lüzum dinler. Bu süreçleri sıhhatli bir biçimde geçiren birey yaşamına huzurlu olarak devam eder. Başka Bir Deyişle, sıhhatli bir aşk, insanoğlunun evrimini bitirmesine, bir anlamda hayat döngüsünde yıkılmadan evrilebilmesine imkân sağlar.

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.