Site rengi

Tasarım

ALTIN 494,52
DOLAR 8,8648
EURO 10,3792
BIST 1.384
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22 °C
Çok Bulutlu

Fazla kaygılı anne çocuk gelişimini negatif etkiliyor

03.04.2021
59
A+
A-

Endişe hali genellikle annenin hormonal farklılıklarının bir neticeyi olarak düşünülüp kabulleniliyor. Oysa bu düşünce hem anne hem de çocuk sıhhati açısından ehemmiyetli mahzurlar doğurarak uzun vadede yaşamları kabusa çevirebiliyor.

Psikolog Ayşe Yanık Knudsen, “Ne yazık ki cemiyetimizde çocuk sahibi olmak çoğu defa ananelerimizin bir parçası gibi idrak edilmektedir. ‘Konutlandık ve şimdi de çocuk sahibi olmalıyız’ görüşü bir hayli yanlışı yapmamızda ilk adım olmaktadır. Oysa ki çocuk sahibi olmayı düşünen çiftler sıhhatli bir ilişki rejisörün ötesinde hakikatinde anne ve baba olmaya hazır olup olmadıkları mevzusunda da hemfikir olmalıdır. Özellikle anne adayının bedenen ve ruhen anne olmaya hazır sezmesi aranması gereken ilk şarttır. Aksi takdirde bayan, hem kendi vücudu hem de yaşamı mevzusunda kaygılar taşıyacaktır. Bu kaygılar gebelik yarıyılında bir hayli kasvete neden olabilir ve bu evhamlar bebek doğduktan sonra da devam edebilir. Kısacası daha anne-baba olmaya karar verme evresinde bile profesyonel yardım alınabilir” biçiminde açıklama yaptı.

“Endişe” kendini nasıl gösterir

Psikolog Ayşe Yanık Knudsen, anne adayının içgüdüsel olarak çocukla daha fazla ilgilenme ve daha çok koruma meylinde olduğunu belirtiyor. Knudsen, ilk doğan çocuk, tek çocuk, tek erkek veya kız çocuk ya da geç kavuşulan çocukların genellikle mübalağa etilmiş bir alakanın ve endişenin odak noktasında olduklarını ifade ediyor.

Knudsen, “Bu cins çocukların üzerlerine titrenir. Ağlamasın, üşümesin, yorulmasın, hastalanmasın, gücenmesin, mikrop kapmasın diye aile azaları ellerinden gelen tüm çabayı gösterir. Ebeveynler, çocuklarının caddede koşmalarına, başka çocuklarla oynamalarına izin vermezler. Çocuğun sıhhati mevzusunda devamlı kuruntulu davranır, çocuklarına hasar geleceğini düşündükleri her türlü gidişatta gözlerinden kaçınırlar” dedi.

Fazla endişe vaziyeti daha çok annede görülse de baba adayı da fazla gözetici tutumlar sergileyebilir. Fazla gözetici ve mübalağalı sevgisi olan anne babalar çocuklarına derin duygusal bağla bağlıdır. Anne babalar çocukları için nedensiz yere fazla evham dinlerler. Bu endişe de onları çocuklarını fazla gözetmeye yönlendirir.

Çocuğum yemek yemiyor

Annenin loğusa yarıyılında emzirmeyle başlayan çocuğu besleme süreci neredeyse çocuk erişkin bir fert olduğunda dahi devam eder. Çocuğun sıhhatli gelişimi için balanslı ve yeterli seviyede beslenmesi gerekmektedir. Özellikle anneler çocuğun bebeklik safhasından itibaren bu mevzuda oldukça duyarlıdırlar. Kaygılı anneler bu mevzuda daha da evhamlı davranabilirler. Sütü olmadığında ve bu kendi kabahati olmadığı halde bebeğini besleyemediğini düşünerek vicdan çileyi sürükleyebilirler. Evet anne sütü bebeğin gelişimi açısından çok ehemmiyetlidir ancak mama destekleriyle bu yetersizlik giderilebilir.

2-6 yaş aralığı çocukların yemek yeme alışkanlıklarının gelişiminde ehemmiyetli rol oynar. Bu yaşlardayken çocuğunuz yemek yemek istemeyebilir ya da yemek seçebilir. Bu gidişatta anneler genelde hadiseye duygusal yanaşmakta ve çocuklarının aç kaldığını düşünerek her şartta ısrarla yemek yedirmeye çalışmaktadırlar. Israrcı olmak ve çocuğunuzla inatlaşmak vaziyeti basitleştirmeyecektir. Bu sebeple çocuğunuz için muhakkak öğün saatleri oluşturarak ve yemek menülerinde daha sevinçli sunumlar hazırlayarak yemek meselesini oyuna dönüştürebilirsiniz.

Çocuğum anaokuluna başlıyor

Kaygılı ebeveynlerin çocukları için en güç yarıyıllardan biri de çocuğun anaokuluna başlayacağı yarıyıldır. Bu tip ebeveynler bu yarıyılı sıçramak için kendilerine ve etraflarına pek çok gerekçe üretirler. “Henüz çok ufak, bana gereksinimi var, dayak yer kendini korunamaz, her şeyi yiyemez, mikropla dolu bir etrafta çok hasta olur.” Daha misallerimizi pek çok artırabileceğimiz bu tümceler fazla kaygılı ebeveynlerin, bağımlı oldukları çocukları için sarf ettikleri tümcelerden yalnızca birkaçıdır. Çocuklarını anaokuluna veya anaokuluna yollama mevzusunda ikna edilmiş ebeveynler anaokulu veya anaokuluna başlarken pek çok problemle surat surata kazanç ya da bu kaçış çocuğun ilkokula başlamak zorunda olduğu yaşa kadar ertelenir.

Annenin plasentasından kopamamış bebek olarak belirleyebileceğimiz bu yapışkan ilişki vaziyeti anneden parçalayamayan bağımlı çocuklar demektir.

Çocuğum hasta oldu

Kimse hastalanmayı istemez… Ancak hastalık hayatın içindeki en natürel süreçlerden biridir ve herkesin başına gelebileceği gibi sizin çocuğunuz da hastalanabilir. Elimizden geldiğince çocuklarımızı hastalıklardan gözetmeye çalışsak da bazı vaziyetlerde hastalanmalarının önüne geçemeyiz. Çocuğunuzun hastalanması sizi çocuğuyla ilgilenmeyen makûs bir anne ya da ebeveyn yapmaz. Kolay temkinlerle hastalığa karşı ihtiyat alabilirsiniz. Çocuğunuzu hazır gıdalardan, fazla soğuktan ve çok sıcaktan gözetebilirsiniz. Ama unutmayın ki çocuklar düşe kalka ve hasta ola iyileşe gelişecektir.

Sıhhatli gelişimi için çocuğa nasıl davranmak gerekir

Psikolog Ayşe Yanık Knudsen, çocuğun psiko-sosyal gelişiminin bitirilmesi için ailelerin sevgi ve gözeticilikte miktarlı davranmaları gerektiğini belirtiyor. Çocuğun kendi başına yemek yemesine, yatmasına, giyinip soyunmasına, kendi tercihlerinin olmasına, dostlarının davetlerine katılmasına ve onları davet etmesine izin vererek onlara otonomluk tanınması gerektiğini vurguluyor.

Ebeveynlerde görülen fazla endişe hali hakikatinde rehabilitasyonla hakimiyet edilebilen bir hastalıktır, böyle vaziyetlerde takviye ve yardım aranması, hem anne babanın sıhhati hem de çocuğun sıhhati açısından büyük ehemmiyet taşır. Ayşe Yanık Knudsen, “Anne babanın, çocuklarını yetiştirirken takınacakları ortak tutum konutluluğu da pozitif doğrultuda etkileyecektir. Yuvadaki sevgi ve kavrayış civarındaki pozitif tutumlardan en çok etkilenenler yeniden çocuklar olacaktır” biçiminde vaziyeti ifade etti.

Yanık, annenin içinde bulunduğu duygusal ruh hali ile bazen babayı sorumsuzlukla yargılayabileceğini belirtti ve ilave etti: “Özellikle konutluluk hayatında eşinden yardım göremeyen anne, kendi yalnızlığı ile bu vaziyetin üstesinden gelmeye çalıştıkça kendini daha çok baskı altında sezecektir. Baba adaylarının eşlerine yardım olmaları ve çocuklarının bakımında destekçi olmalarıyla anne kendini daha rahat ve güvende sezecektir. Ana babanın fazla gözeticiliği çocuğun mektep galibiyetini ve mektebe geçimini de tesirler. Gelişmesine izin verilmeyen bu fazla gözetici etrafta, çocuğun cemiyetsel gelişimi de yasaklanmış olur. Bu da onun dost ilişkilerini negatif etkileyebilir ve dostları tarafından dışlanmasına neden olabilir.”

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.