Site rengi

Tasarım

ALTIN 738,13
DOLAR 12,8809
EURO 14,5314
BIST 1.809
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21 °C
Kuvvetli Sağanak

Erkeğinizin annesi olmayın

17.09.2021
80
A+
A-
Erkeğinizin annesi olmayın

Özellikle bizim cemiyetimizde, kız çocukları birer minik anne. Zati doğuştan anaç doğar kız çocuğu. Oyuncak bebeğini giydirir. Dizlerine yatırır, üzerini örter minicik elleriyle. Yarım yamalak dönen diliyle ninniler mırıldanır, yattırır bebeğini. Rengarenk, plastik fincanlarıyla çaylar ikram eder anne ve babadene. Bir daha istemezseniz kırılır. O doğuştan minik bir annedir, gülüşünden şefkat akar.

Anneler de dayanaklar kız çocuklarının içindeki potansiyeli. Minik kardeşinin bakımında dayanak ister. Minicik eline toz bezini alevlendirir. Yarım yamalak da yapsa bilsin, alışsın diye. Akşam olup da baba evine gelince terlikleri elinde babadene koşması, bütün bir “Aferin” aldırır. Kız çocukları daha minikken bilir bu anaçlığının, herkesi düşünür halinin takdir aldığını. Minik kız çocukları, kardeşlerini, anne babasını düşünerek, herkesin işini kolaylaştırarak gelişmenin, takdirlik olduğunu bilir de bunca işin eforun arasında kendisine şefkat göstermeyi, kendisine iyi bakmayı bilecek süreyi bir cinsli bulamaz.

Kız çocuğu geliştiğinde

Minik kız çocuğu gelişir. İçinde geliştirdiği anaçlığı bütün olarak kullanacağı zamanlar çıkagelir. Artık bir eş ve çocuk sahibidir. İçindeki tam şefkati, sevgiyi vereceği zaman gelmiştir. Şimdi verme zamanıdır. Ne mutlu ona. Zira o verdikçe bedelli olduğunu, verdikçe sevildiğini sezer. Ancak dünyanın bu en hoş duygusu, balansta, tadında olmazsa şayet, bakar ki onun en büyük yanlışı olmuş.

Hoşlandıklarımız için bir şeyler yapabilmek, onları mutlu edebilmek ne hoş bir duygudur. Hele ki çocuklarımız için, beğene beğene verdiğimiz mücadelenin karşılığını onların sevgisiyle görmek ne bedelli bir histir. Ancak yaşamın içindeki pek çok rolümüzden “analık” rolümüzün, özellikle “konutluluk ilişkimizde”, eşimize karşı da tutumlarımızı tanımlayıcı olması gidişatında, “rol karmaşası” ortaya çıkmaya başlıyor.

Siz eşinizin annesi değilsiniz

Öncelikle unutmayın ki, siz eşinizin annesi değilsiniz. Eşiğinizin hoşlandığı yemeği düşünüp yapmanız, onun beğeneceğinden emin olduğunuz filme bilet alıp sürpriz yapmanız ne güzel. Ama lafım, terlemiştir diye eşinin sırtına mendil koymaya çalışan, ilaçlarını alsın diye kocasının peşinde koşan bayanlara.

Eşinize “Hadi yat artık, sabah uyanamayacaksın” diye söyleniyor ve karşılığında, “Ya hu rahat vazgeç beni, ben çocuk muyum” diye sitemler dinliyorsanız, burada bir mesele var demektir. Siz bir eş olduğunuzu, karı koca olduğunuzu, bir ilişki yaşadığınızı çoktan unutmuşsunuz; eşinizin minik bir çocuk değil, koskoca bir adam olduğunun farkında değilsiniz demektir. Roller çoktan karışmış demektir.

Kendinizi aldatmayın

Belki diyeceksiniz ki, “Ben düşünmezsem o kendini hiç düşünmüyor”. Vazgeçin yaşayarak bilsin. Belki diyeceksiniz ki, “İyi de o çocuk gibi davranmasa, ben de analık yapmak zorunda kalmam”. Vazgeçin sihirsin. Bunların hepsi mazeret. Belirli ki siz analık yaptıkça, fedakarlık yaptıkça kendinizi bedelli ve beğenilen biri gibi seziyorsunuz. Hakikatinde bu fedakarlığın altında, bir açıdan benmerkezcilik var. Her şeyde sizin hakimiyetiniz olsun, siz çok verin ki çok beğenil istiyorsunuz. Kendinizi aldatmayın. Boş yere de yormayın.

Konutluluktaki bu rol karmaşasının her iki taraf için de negatif yanları var üstelik. Hadi diyelim ki siz bu anaç halinizden hoşnutsunuz, başka cinsli davranmayı öğrenmiyorsunuz; bir gün gelecek bakacaksınız ki, seneler sizi çok yormuş. Çok aşınmışsınız, ömür kendiniz için hiçbir şey yapamadan akmış gitmiş.

Ve gün gelecek diyeceksiniz ki, “Ben bu kadar emek verip, bu kadar yoruluyorum da bu adam bana ne katıyor? Bana yükten başka ne veriyor?” Bu denetlemeler başladıktan sonra saygı, sevgi nerede, güven nerede? Kolay mı yine derlemek?

Erkeğin cephesi

Eşinize gelince; evet belki yaşamı çok kolay olacak. Yediği önünde, yemediği arkasında olacak. Hatta belki işine gelecek. “Oh, hakikat konutluluk sultanlıkmış” diyecek. Ne hoş dünya, hiçbir şey düşünmesine gerek kalmadan, yaşamını hep kolaylaştıran biriyle olmak, ne ala. Anneyle yaşam, ömür boyu konfor.

Ama gün gelecek kolunda bir eş, karşısında ona istekle bakan bir sevgili, kahvenin yanında bir arkadaş isteyecek. Zira hepimiz annemize bayılıyoruz, ama kendimize bir “sevgili” istiyoruz. Aşık olmak, aşkı yaşamak istiyoruz.

“Rol karmaşası” bundan ibaret değil elbet. Bir de günümüzde eşler arasında rolleri karıştıran, evin erkeği gibi davranan bayanlar, evin mesullüklerinden kaçan erkekler var. Ama o da başka bir yazının mevzusu olsun.

Şimdilik sevgiyle kalın…

Yeşim Varol Şen

Tutum Bilimleri Uzmanı

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.