Site rengi

Tasarım

ALTIN 491,97
DOLAR 8,6550
EURO 10,1630
BIST 1.398
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25 °C
Parçalı Bulutlu

En büyük mucize: Doğum

16.04.2021
96
A+
A-

Klasik doğum mu, başkaca doğum usulleri mi? Klasik doğumu öneren Türkiye Odalar Ve Borsalar Birliği ETÜ Sağlık Kurumu Kadın ve Doğum Hastalıkları Uzmanı Dr. Simla Okumuşoğlu Karaca, anne ve bebek için tıbbi gereklilik var ise sezaryen yapılması gerektiğini söyledi.

Hamilelik ve doğum insan yaşamındaki en büyük mucizelerden biri. Bekleyiş sürecini sıhhatle atlatıp bebeklerine kavuşmak isteyen anne-baba adaylarının mutluluk ve coşkularına zaman zaman kaygı ve sualler eşlik eder. Bu suallerden biri de doğum biçiminin nasıl olacağıdır. Türkiye Odalar Ve Borsalar Birliği ETÜ Sağlık Kurumu Kadın ve Doğum Hastalıkları Uzmanı Dr. Simla Okumuşoğlu Karaca, özellikle anne adaylarını yakından ilgilendiren klasik doğum süreciyle alakalı ehemmiyetli bilgiler paylaştı.

Klasik doğum natüreldir

Klasik doğumu hamileliğin 38-42’nci hafta arasında başlayan sancılar ile başı önde olan bebeğin kendisi ve annesine hasar vermeden vajina yoluyla anne vücudundan dağılması olarak belirleyen Dr. Simla Okumuşoğlu Karaca, doğum sonrası plesanta ve çeperlerinden kendiliğinden rahimden dışarı atıldığını söyledi. Dr. Karaca, doğum anında bebeğin daha rahat çıkabilmesi için muhtelif manevralar ve pizyotomi denilen kesi uygulanabileceğini belirtti.

Ben de yapabilir miyim

Anne adaylarının hemen hepsinin merak ettiği “ben de klasik doğum yapabilir miyim?” sualini cevaplayan Dr. Simla Okumuşoğlu Karaca, “Genel olarak şayet bebeğin büyü anomalisi ve annenin pelvisi arasında geçimsizlik yoksa, bebek kalp atımları klasik seyrindeyse, anne ve bebek için hayati tehlike taşıyan kalp hastalığı, kanama, kordon sarkması gibi vaziyetler mevzubahisi değilse, kilosu klasik hudutlar içerisinde bir bebekse klasik doğum tasarlanabilir” dedi.

Klasik doğumun mahzurlarına da değinen Dr. Karaca, laflarına şöyle devam etti; “Kalça kemiği doğum yapamayacak kadar dar olan veya bebeğin başıyla kemik pelvis arasında geçimsizlik olan hamilelerde, ters büyü, yan duruş gibi bebeğin rahim içindeki duruş bozukluklarında, ikiz ve üçüz gibi çoğul hamileliklerde, bebeğin kocaman veya prematüre olduğu gidişatlarda, hamilelik zehirlenmesi olarak da öğrenilen preeklampsi, eklampsi gibi yüksek tansiyon gidişatlarında, kocaman bebek olması gidişatında özellikle şeker hastalığı neticeyi,
plasentanın bebeğin eşi rahim ağzını kapadığı veya doğumdan evvel yerinden erken parçaladığı ve şiddetli kanamaya yol açabilecek gidişatlarda, yüksek myopiye eşlik eden periferik ağ tabaka incelmesi varsa ve hasta daha evvel ağ tabaka yırtığı veya ağ tabaka dekolmanı geçirmişse, bebeğin kasvette olduğunu gösteren ve acil müdahale gereken her türlü gidişatta kalp atışlarının bozulması, kordon sarkması vs.. klasik doğum mahzurlu olabilir.”

Sezaryen bir operasyondur

Sezaryen ve klasik doğumun birbirlerinden değişik doğum usulleri olduğunu ifade eden Dr. Karaca, “Her doğum biçiminin kendine has, avantaj ve dezavantajları vardır. Öğrenilmesi gereken; sezaryenin klasik doğuma seçenek olmadığı, anne ve bebek açısından ancak tıbbi olarak zorunlu gidişatlarda seçim edilebilecek bir ‘operasyon’ olduğudur” diye konuştu.
Klasik doğumun natürel ve fizyolojik bir süreç olduğunu anlatan Dr. Karaca, doğum sonrası annenin kısa müddette klasik yaşantısına dönebildiğini ve günlük etkinliklerine başlayabildiğini söyledi. Klasik doğumun avantajları yanında dezavantajları da olduğuna dikkat toplayan Dr. Karaca, anne adaylarına yol gösterecek, merak ettikleri bir hayli suale cevap olacak bilgileri maddeler halinde sıraladı.

Klasik doğumun avantajları

– Anne, klasik doğum sonrası birkaç saat içinde istediği her şeyi yiyebilir, bebeğinin bakımlarını yapabilir ve bebeğini emzirebilir.
– Anne-bebek arasında ilişki ve bağlantı daha basit ve süratli kurulabilir. Bu vaziyet bebeğin anneye bağlanması ve gelişimi açısından çok ehemmiyetlidir.
– Klasik doğum yapan annenin rahminde zarar ve kesi olmadığından hamilelik rakamı sınırlaması mevzubahisi değildir. İleriki yaşamında geçirebileceği karın operasyonları için bir tehlike taşımaz.
– Klasik doğum sonrası taburcu süresi çok daha kısa olduğundan sağlık kurumundan geçebilecek enfeksiyonlara maruziyet süresi daha azdır. Bu, hem sıhhat açısından hem parasal açıdan ehemmiyetlidir.
– Klasik doğumda sezaryene göre “doğum sırasında anne vefat oranı” daha azdır.
– Klasik doğumda doğum sonrası enfeksiyon, kanama, sızı gibi vaziyetler sezaryene göre daha azdır.
– Klasik doğumla dünyaya gelen bebekler sezaryen ile doğanlara göre yoğun bakıma daha az alınırlar. Ancak bu vaziyet genellikle tehlikeli doğumların sezaryenle asıllaşmasından kaynaklanabilir.
– Klasik doğum ile dünyaya gelen bebekler doğum kanalından geçerken baskıya uğradığından akciğerlerdeki amniyon mayii dışarı daha basit atılabilir. Bu sebeple solunum kasveti büyüme tehlikeyi daha azdır.
– Klasik doğum ile doğan bebeklerin anne memesine tutunma, emme gibi maharetlerinin daha iyi olduğu gözlemlenmiştir.

Klasik doğumun dezavantajları

– Doğum rastgele bir gün, günün rastgele bir saatinde başlayabilir. Evvelden doğum tarihi ve zamanını ayarlamak olası değildir.
– Doğum eyleminin vaziyetine göre veya doğum anında bazı kasvetler oluşabileceğinden doğum eylemi yavaşlayabilir, durabilir, anne karnındaki bebek kasvete düşebilir ani bir karar ile sezaryene geçiş yapılabilir. Zira doğum hatıranın uzaması anne karnındaki bebeğin oksijensiz kalmasına yol açabilir ve doğduktan sonra bebeğin beyin gelişiminde işlev geriliği yaşanabilir.
– Doğum anında vajinada yaralanma, yırtılma olabilir. Bu yaralanma veya yırtılmalar sebebiyle doğum sonrasında dışkı yakalayamama gibi kasvetler izlenebilir.
– Doğum sonrası dikiş epizyotomi bölgesinde enfeksiyon, kan birikmesi ve açılma izlenebilir. Hasta bir müddet rahat oturamayabilir.
– Klasik doğuma bağlı olarak zaman içinde mesane sarkması, idrar kaçırma gibi problemler izlenebilir.
– Seyrek de olsa bebeğin doğum kanalında sıkışması, doğum travması, omuz takılması gibi istenmeyen haller noksan oksijenlenmeye veya asap zararına bağlı vaziyetler kollanabilir.

Anne adaylarının çekinceleri

Anne adaylarının klasik doğumla alakalı yakınları ve dostlarının deneyimlerinden etkilendiğini ve bebekle alakalı doğabilecek problemlerden çekindiğini vurgulayan Dr. Karaca, laflarına şöyle devam etti; “Doğum esnasında sezilen sızı, epizyotomi olasılığıdoğumda vajina girişine yapılan kesi ve doktorla diyalog kuramama anne adaylarının çekinceleri arasında yer alıyor. Tam bu vaziyetler göz önüne alındığında hamileliğin ilk gününden itibaren anne adayları klasik doğum hakkında bilgilendirilerek uslarında kalan sual işaretleri giderilmeli, klasik doğuma dayanakçı olabilecek egzersizlere katılım için teşvik edilmelidir. Günümüzde anestezi alanında doğum sancılarını gidermede epidural analjezi gibi oldukça tesirli usuller olduğu paylaşılmalı, gerektiğinde anne adayları bu mevzuyla alakalı olarak anestezi uzmanlarına yönlendirilmelidir. Klasik doğumun natürel ve fizyolojik olduğu, sezaryen ile doğum usulünün ancak anne ve bebek açısından büyüyebilecek tıbbi lüzumluluklar sebebiyle seçim edilebileceği belirtilmelidir.”

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.