Site rengi

Tasarım

ALTIN 788,50
DOLAR 13,7447
EURO 15,5568
BIST 1.927
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 17 °C
Çok Bulutlu

Düşen oğlunun peşinden sıçrayan Aylin Özbek yaşadıklarını anlattı

06.07.2021
70
A+
A-

Ordu’nun Perşembe ilçesinde, 16 Ocak 2014 tarihinde eşine az tesadüfülür bir hadise yaşanmıştı. Pencereden düşen iki yaşındaki oğlunun peşinden sıçrayan 26 yaşındaki anne Aylin Özbek, oğluyla beraber beton zemine düşmesine karşın, mucizevi bir biçimde yaralı olarak kurtulmuştu.

Aylin Özbek, yaşadıklarını Hürriyet Gazetesi’nden Ayşe Arman’ın Anneler Günü için hazırladığı özel görüşmede böyle anlattı;

“Aras demeye kalmaydan…”

Hadise günü neredeydin?

– Beşinci katta. Şimdi çıkamadığım kat, siz gider bakarsınız… Müslüm, iş için Ankara’ya gitmişti. Konutta, kaynanamla ben vardım. O başka kattaydı. Biz de Aras’la otomobilleriyle oynuyorduk. Aralıksız arttaydım Aras’ın. Hani derler ya, “Dikkat ettiğin çocuğa daha çok şey olur” diye, o hesap, aynen öyle oldu. Saniyelik bir şeydi. Bir an ama bir an arkamı döndüm, bir de baktım ki pufu, pencereye yaslamış, üstüne çıkıp, teli de ittiriyor… “Araaas” demeye kalmadan, tel açıldı, Aras da alt gitti.

“Zaman kaybetmemek için sıçradım”

Aman Allah’ım! O an ne hissettin? Ne geçti usundan? Bir şey düşünebildin mi?

-Anlatması kolay değil. Allah düşmanıma vermesin. Pencereye koştum. Alt baktım. Oğlum, orada yerde uyuyor. Çığlık atmaya başladım. Akla ziyan bir vaziyet. Tarifi yok. Panik içindesin ama… Bir taraftan da kafan, her zamankinden süratli çalışıyor. O an tek düşündüğüm, “Şimdi ne yapmam gerekli?” Usumdan geçen tek şey şuydu: “Bana lüzumu var, ben onun annesiyim. Şu anda çocuğuma bir tek ben destek edebilirim!” Başka bir şey düşünmedim, gittim arttan. Orası da öyle perişan bir yer ki, çıkışı yok. Binadan çıkacaksın 60 metre gideceksin filan filan. Uzun zaman alacak bir şey. Ama Aras’ın o anda bana lüzumu vardı. “Kapıya inip o kadar zaman kaybedeceğime, içimden bir ses at kendini!” dedi. Öyle de yaptım. Onu kurtarmak için, bir an evvel onun yanında olabilmek için…

“O an vefatı düşünmedim.”

Kaynanan peki…

-O da gördü Aras’ın düştüğünü, peşinden ben de sıçrayınca iyice harap oldu. Bayancağız usunu kaybeder gibi oldu.

Peki sen atlarken, “İkimiz de can verebiliriz!” diye düşünmedin mi?

-Hayır. Orada vefat filan yok ki… Düşünmüyorsun. Emel çocuğunu kurtarmak. Otobüs olsa kaldırırsın. Öyle bir efor geliyor. Onun sana lüzumu var. Bu kadar. Bütün de net anımsamıyorum her şeyi. Düştükten sonra onu nasıl aldım, yukarıya çıkardım, nereden çıkardım, anımsamıyorum. Bu arada ayağımda çorap, üzerimde pijamam var, Aras da öyle…

Hadise sonrası

O kadar yüksek ve dar bir yer ki… Mucize ikinize de bir şey olmaması…

-Evet. Kafamızı karşı duvara da çarpabilirdik. Hekimler de “Mucize” diyor. Şükürler olsun, Allah esirgedi, oğlumu bana affetti…

Havada uçtuğunu anımsıyor musun?

-Yok o anlar silinmiş, havada ne kadar kaldım, nasıl düştüm. Hiç. Anımsamıyorum. Karşı komşular ve yoldan geçenler, “Sıçrama Aylin!” diye bağırmışlar, ben onu da anımsamıyorum. Zati dinleseydim de dinleyecek halim yoktu. Ben o arada, yerde uyuyan çocuğuma kilitlenmiştim.

“Çoçuğumun ağladığını dinleyince mutlu oldum”

Düştün. Yerdesin. Baktın yaşıyorsun, sonra…

-Ayağa kalktım. Çocuğumu kucağıma aldım. Ağlıyordu. Ağladığını dinleyince nasıl mutlu oldum anlatamam. Demek ki yaşıyordu. Meğerse kafatasında iki taraflı çatlak olmuş, ama ben o anda kavrayamadım natürel. Ayağı da kırılmıştı. Benim de kırıldı, dizimin biri açıldı. Ama çocuğum kucağımdaydı, hiçbir şeyin ehemmiyeti yoktu, acı da yoktu, tek istediğim Aras’ı bir an evvel sağlık kurumuna, hekimlere yetiştirmek…

Aras’ın arttan sıçraman içgüdüsel bir hareket miydi?

-Bence öyle. Analık içgüdüsü. Başka hiçbir şeyle açıklanamaz. Anneysen yapıyorsun, düşünmüyorsun. Çocuğunun canı daha bedelli. Fakat oğlumu da melekler gözetti, gerçekten buna inanıyorum.

Görüşmenin tamamını okumak için tıklayın

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.