Site rengi

Tasarım

ALTIN 524,31
DOLAR 9,2220
EURO 10,7186
BIST 1.410
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21 °C
Hafif Sağanak

Bir tutam yaşam: Uykuya kaçış

02.04.2021
157
A+
A-

İsme babaannesinin düşten kalma evinde vazgeçtiği sıcaklığa sarılarak yattı bu gece. Mayıs neredeyse bitiyordu, ama hava oldukça serindi. Yorganının altına girdi. Belki de sıcacık sezmeye çok gereksinimi vardı.

Gerçeğinde saat çok erkendi yatmak için. Ama İsme ne zaman kendi içinde bir şeylerden kaçmak istese hemen uykusu kazançtı. Bu huyu ufakken haylazlık yaptığı zamanlardan kalmaydı. Ufakken ne zaman bir kabahat işlese koşup yorganın altına girer, bir müddet sonra da derin bir uykuya dalardı. En kavurucu yaz sıcaklarında dahi değişmezdi bu. Kan ter içinde bulurdu onu hep annesi.

İşte geliştikçe de afacanlıkların yerini kaçmak istediği duygular almıştı.

İlk telefon

İsme çoktan uykusunun masal kısmına geçmişti. Her şeyin gerekten daha hakikat olduğu düşlerdi bunlar. Kurduğu hayaller, fotoğraf yaparken kullandığı tam renkler canlanıveriyordu bu safhada.

Masalın en hoş yerinde çalan telefonla ayıldı uykusundan. Arayan Ali’ydi. İlk çağrıya yanıt veremedi. İsme uykusundan çok acele ayılanlardandı, gördüğü düşlere karşın. Bu sefer ayılması için zamana gereksinimi vardı. Zira Ali görüntülü arıyordu.

Telefon ikinci kere çalmaya başladığında İsme yatağında doğruldu ve yeşil tuşa dokundu. İkisinin de ekranında bir suret vardı. Aşkın uzaklığı okunuyordu gözlerinden…

Bir müddet öylece birbirlerini izlediler. Ali Bodrum’un caddelerinde İsme’yla beraber sevinçli bir gece yürüyüşü yaptı. Hemen artta cümbüşün sesini yükselten gece kulüpleri umurunda dahi olmuyordu. İsme ise hep denizin kıyısında dolanıyordu…

Bu konuşmalar artık her gece bir rutin olacaktı…

Masaya yatırılan mevzu: Ali

Ali gideli bir hafta olmuştu. Ama İsme’ya yokluğunu hiç sezdirmiyordu.

İsme o gün iki yakın dostu, kardeşi, Dilara ve Funda ile görüştü. İş yaşamları el verdikçe görüşüyorlardı. Hele ehemmiyetli bir mevzu varsa kesinlikle zaman yaratılıyordu.

Bugünün masaya yatırılacak mevzusu Ali’ydi. İsme bir kahvenin içimliğine yetmeyecek kadar uzun bir müddet konuştu, konuştu… Dili şişmiş gibiydi. Hiç susmadan anlattı da anlattı. İlk tanıştıkları andan şimdiki zamana kadar yaşananlar, süratli büyümeler derin bir tahlil altındaydı.

Dilara daha reelci yanaşırdı mevzulara. Funda ona kıyasla azıcık daha iyimser olmayı seçerdi. İsme ise apayrıydı… Bu üç kız, değişikliklerinden doğan hakikatlerle bir aradaydı…

İsme’nın gece rutini

İsme o akşam işten sonra kızlarla görüştüğü için azıcık geç gelmişti. Günlerden Cuma’ydı… Ertesi gün çocuklarıyla dersi 11:00’de olduğu için rahattı. Bu zamanı kendine verebilmişti. Sevinci yerindeydi. İçi tarifsiz ve nedensiz bir biçimde kıpır kıpırdı.

“Azıcık durulmak gerek” diye düşündü ve fırçasını eline aldı. Ali gittiğinden beri uzun soluklu bir fotoğrafa başlamıştı. Bulduğu her fırsatta birkaç fırça darbesi atıyordu.

Bu akşam azıcık uzun kaldı tuvalinin başında. Kendini iyice kaptırmıştı ki, telefonu çaldı. Arayan natürel ki Ali’ydi. “İyi geceler” aramalarından biriydi işte. Ama saat bunun için de geçti sanki. Ali’nin bugün her zamanki saati neredeyse 1 saat geçtiğini o an fark etti ve bu seferki arama görüntülü değildi.

İçi karışarak yeşil tuşa dokundu…

Art yarın

Damla Karakuş

Bir tutam yaşam: Babaanne nasihatleri – On üçüncü kısım için tıklayınız

özel içeriğidir.

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.