Site rengi

Tasarım

ALTIN 487,77
DOLAR 8,5953
EURO 10,1376
BIST 1.419
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26 °C
Az Bulutlu

Bir tutam yaşam: Oynadık işte

22.04.2021
51
A+
A-

12.05.14

İsme, konuşmaya kendini fazla kaptırmamaya çalışarak, sanki kendini frenlemek istercesine durgundu. Ama bir yanı daha çok konuşmak, Ali’nin hakkında daha çok şey bilmek için yanıp alevleniyordu.

Ali ise kendini çoktan kaptırmıştı bu hoş kıza; suratına bakıp bir tebessümse gamzelerinde kaybolup gidecekti. Kalbi balonlara helyum pompalayıp onları semana yollayacak kadar süratli atıyordu. Kalbinden geçen tüm sesleri susturup İsme’nın dudaklarından dökülen kelimelerin peşine düşmüştü.

Bu kızı daha da yakından tanımalı, onu çok hoşlanmalıydı…

Kapı önü bekleyişi

Yol bitmiş, İsme’nın evine varmışlardı. İsme yalnızca teşekkür etti ve gecenin bitkinliğinden kalma elbiselerini değiştirmek için konuta girdi. Anahtarı elinde kapıya yöneldiğinde nasıl içten, nasıl hoş izlendiğini hissetti. Artık öğreniyordu, Ali orada konuttan çıkmasını bekleyecekti.

İsme’nın da bir yanı bunu çılgın gibi istese de çıktığında kapıda olmamasını diledi. Kafasındaki düşünceler iş için hazırlanırken dahi beynini talan ediyordu. En hoşlandığı kedi desenli beyaz tişörtünü ve kotunu giydi. Üzerinde ufacık bir kedi figürü olan kolyesini de unutmadı. Konuttan çıktı.

Kapıyı açtığında Ali yoktu. İçi azıcık olsun kırılsa da, “Doğrusu bu” diyerek durağa doğru yöneldi. Ama köşeyi döndüğünde Ali tüm dünyayı aydınlatmaya yetecek kadar tebessümüyordu ona. İkisi de hiçbir şey demedi. Durağa yürüdüler, otobüs geldi bindiler.

Canım 48T

İsme’nın bu otobüsten sonra aktarma yapıp 48T kodlu otobüse binmesi gerekiyordu işe gitmek için. Şimdiki otobüsten indiklerinde de Ali oradan konuta gidecekti. Bu seferki yolculuk suskundu.

Hiç konuşmadan tamamladıkları yolun sonunda otobüsten indiler ve İsme 48T’yi beklemek için değişik durağa yürümeliydi. Natürel ki Ali de ona vazgeçmedi. Azıcık sonra otobüs geldi ve Ali’nin suratındaki gölge İsme’nın gözünden kaçmadı.

Ali’ye dönüp her şey için teşekkür etti ve ucu kırık bir görüşürüzün ardından otobüse binip gitti.

Uykusuz gözler

İsme’yı güç bir gün bekliyordu. Gerçeğinde baktığı her yerde Ali vardı, ama İsme bunu tam duygu yüküyle yalanlıyordu. Kendini işe kaptırıp duygularından kaçmak bu kızın rutiniydi. Zira kendinden evvel gelen herkes ve herkesin duyguları vardı. Bu, zamanla onun canını en çok yakan şey olacaktı.

Bugün yeniden çok işi vardı. İlgilenmesi gereken davetliler, mailler, yurt dışı telefonları ve natürel ki faturalar… Artık neredeyse gözü kapalı fatura kesiyordu. Bugün kestiklerinden biri daha cümbüşlü olacaktı yalnızca.

Elinde birikmiş faturalar, gözlerinin bitkinliği… Sonunda kağıtların üzerinde uyukladığını fark ettiren telefonunun ileti sesi oldu. İrkilerek uyandığında gözlerine inanamadı. İletinin sahibi “Ali Açma” diye kaydolduğu dün gecenin başkahramanı Ali’ydi. Bu vakanın şokunu yaşarken gözü faturalara ilişti ki, içinden suskun çığlıklar attı bir an.

Oynadık işte

İsme elinde faturayla kalakaldı. İşvereni karşısındaki masada bilgisayarda her şeyden habersiz çalışıyordu. Bir an evvel bu rezilliği düzenlemeliydi. Zira uyukladığı o zaman diliminde kargacık burgacık bir şeyler yazmıştı.

Çeper güç analiz ettiğinde gözlerine inanamadı. Bir iki sayı yazıp sonrasına “Oynadık işte” yazmıştı. Gülse mi ağlasa mı öğrenemiyordu. Bir anlık sakinliğinin ardını kafasına derledi. Olması gereken sayıları el mahareti ile yazının biçimine uydurarak ilave etti ve faturayı kesti.

Geri gelen afallamışlık

Faturanın üstüne şokunu atlatmak için kendini lavaboya attı ve suratına arkası arda su çarpmaya başladı. Aynada kendine baktığında birden Ali’yi görmüş gibi oldu. Sonra birden gelen iletiyi andırdı ve bir hışımla suratını silip olabildiğince uysal masasına döndü.

Telefonuna tekerrür baktı; düş görmemişti. Gerçekten de whatsapptan gelen iletinin sahibi “Ali Açma” idi. Evet dün gece onu telefonuna böyle kaydolmuştu, ama ona numarasını vermediğinden emindi.

Şimdi ondan nasıl kaçacaktı?

Bulutlara saklanmalıydı…

Art yarın

Damla Karakuş

Bir tutam yaşam: Yol sohbeti – Dördüncü kısım için tıklayınız

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.