Site rengi

Tasarım

ALTIN 916,76
DOLAR 15,6270
EURO 16,3743
BIST 2.390,79
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22 °C
Parçalı Bulutlu

Bir Aşk Manifestosu

05.05.2021
129
A+
A-

İnsan her zaman hadise mahallinde ağladıklarına mı iç geçiriyordur gerçekten? Bir kadın gözyaşları içinde kalkıyorsa beğendiği adamın kollarından bir gece yarısı, canını yakan, o adamın hiç öğrenmediği geçmişi olamaz mı?

Bir adamı beğenir bir gün kadın. Ait olmadığı bir zaman diliminde, ait olamayacağı bir yerden gülüşüne bağlanıp gelen bir adamdır bu. Korka korka karşılık vermek ister bu adamın aşkına; peşinden çektiği, içinden taşan onca acıyla. Çok sonra bilir ki, bu adam da yaralıdır en derininden ve belki de acılarıdır işte onları böyle birleştiren…

‘Aşk bu mu?’ diye sorar o gece kendine kadın, adamın birkaç gece evvelinden yankılanan sesiyle…

Aşk bu mu

Bir kadının dökülmeye doyamayacağı sakin bir nehir midir sahiden aşk?

Kadının usundan geçirip vicdanına bir cinsli sığdıramadığı sualler parçalayacak emin ki bundan sonra uykularını. Emin ki aşk, evvel saracak tam ruhunu ve en can akdikeni sahnesinde bir iç geçirmeyle yakacak vücudunu. Adam o hoş gözleri nereye bakarsa baksın, kadın orada olacağını öğrenmenin mutluluğunu yaşayacak mı, tek hayat endişesi olacak artık bu.

Adamın o tok sesinden kopup gelen öykülerin ayyaşlığında artık gözlerini her kapadığında bir başka dünyada yine ilk kere tanışacaklar.

Tanışma manifestosu

Şimdi gözlerini kapadı işte kadın ve yer Fındıklı sahili. Her zamanki gibi en beğendiği köşesine kurulmuş ve kendine kahramanlardan birinin rolünü verip gömülmüşken elindeki kitaba, o tok sesin sahibi gölge ediyor bir anda tepedeki güneşe.

Evet bu bir tanışma manifestosu. Aşkın henüz başladığını söyleyemediğimiz ama varlığını da inkar edemediğimiz, gözlerin buluştuğu o ilk gülüş. Ne konuşulur anımsanmaz dahi ya hani… Yalnızca rüzgar eser bir an, güneş perdelenir ve o sıcacık tebessümme tam ruhunu sarar insanın…

Kadın bir anda yanağından süzülen damlanın dudağında vazgeçtiği tuzla araladı gözlerini. Çoktandır böyle tatlı bir tanışmayı, böyle yakışıklı bir adamla, böylesine ruhani yaşamadığını düşündü ve içinde oluşan o koca boşluk damağında bir kuruluk bırakaraktığında evvel daraldı; sonra kadın mutfağa doğru, dinlediği heyecandan habersiz ağır adımlarla ilerledi. Kuruluğun vazgeçtiği kalan boşluğu bir kadeh suyla doldurup yatağına döndü. Azıcık evvel sahilde güneşini gölgeleyen adamın suratındaki çizgileri izlerken vicdanının nasıl da aydınlandığını hissetti ve ellerini adamın o hoş şekillendirilmiş yüzünü dolaştırırken gözlerini tekerrür kapadı…

Olamaz mı olabilir

Beşiktaş-Kadıköy vapurunda buldu kendini. Bir başka adamla sesli ve aşina kahkahalar atıyordu. Bu arada tok sesli adam bir başka kadınla hemen arka koltukta, bütün de kadının artta bir zaman sonra onun kadını olacağından habersiz sırt çevirmiş, karşısında ona gülen bir başka kadına bir şeyler anlatıyordu. Sonra kalktılar birden ve vapurun değişik ucuna yürüyüp birer çay alıp döndüler ayrı hayatlarına…

Birden mekan değişti sonra bir başka zamanda aynı otobüsteler, hatta aynı durakta inip yan yana ve birbirlerinden habersiz yolun karşısına geçtiler. Hatta ve hatta bir başka zamanda kadın bir simit aldı Eminönü’nden. Kağıt para uzattı simitçiye, para üstünü alıp alanda bir yer buldu kedine ve çevrede gezen insanları izleyerek afiyetle yedi. Birkaç alıcı sonra adam geldi ve o kadının parası adamın cebine girdi…

Koku aşktır

Tüm bunları kurarken kadın bir an ürpererek kendine geldi. Bu adamı hakikatinde çok uzun zamandır tanıdığı hissine artık bir neden bulmuştu. Emin ki onda dinlediği bu koku İstanbul’un tam caddelerinde çok evvelden doldurmuştu burnunu. İşte bu surattan kokusu bu kadar tanıdık ve huzur doluydu.

Koku kokuyu açtı belleğinde tam gece. Ona nasıl da bir ömür aşık olabileceğine inandığını düşündü ve kendine afalladı.

Aşk, hakikatinde buydu sanırım. İnsan yaptıklarına ve sezdiklerine donakalmaya başladığında sokaklar boyu, işte o zaman aşık olmuş olmuyor muydu?

Dünyanın en büyük faciayı yanlış bir insanın aşkıydı elbet. Ama emin ki bu adam yanlış zamanda çıkagelen o doğru bireydi. Kadın yanına uzandı adamın ve sımsıkı yakaladı elini, o derin uykusundayken. Öptü dudaklarından suçsuzca ve karşılık bulduğunda içi bir kere daha ısındı. Artık tekerrür rüyalara dalabilirdi…

Bir kadın, bir adam, bir hayat, bin umut. İşte tam bunlar birleştiğinde aşk oluveriyor belki ismi ve hepimiz kalbimiz elimizi geziyoruz tüm caddeleri. Velhasıl bir hoş rüya görüveriyoruz işte ayaküstü…

Damla Karakuş

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

maltepe escortümraniye escort