Site rengi

Tasarım

ALTIN 494,20
DOLAR 8,6553
EURO 10,1587
BIST 1.393
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23 °C
Kuvvetli Sağanak

Bir anneden mektup var

28.04.2021
93
A+
A-

Her anne baba çocuğunun sıradan beden ve ruh sıhhatine sahip olmasını ister ve bu da çok sıradan bir vaziyet. Bir insanın yaşamını devam ettirebilmesi için sıradan olması gerekiyor natürel ki. Ama bir de sık tesadüftüğüm bir anne baba tipi de var ki, onların çocukları üstün akıllı.

Parkta beş anneyle sohbet etsem üçünün çocuğu kesin üstün annesine göre. Daha bu yaşında sayabiliyor, ingilizce şarkı söyleyebiliyor, hamurla çok hoş oynuyor filan filan. E iyi de bunlar zati sıradan bir zihne sahip her çocuğun yapabileceği cinsten şeyler. Ne Yazık Ki ülkemizde üstün zekâlılık gidişatı yanlış anlaşılıyor. Oysa çocuğunda öbür çocuklardan değişik denilebilecek stile farklılıklar gören anne ve babalar üstün akıllı olup olmadığını kavramak için yapılan testlerden uygulatabilirler. Üniversitelerin bu mevzuyla alakalı çalışan üniteleri var. Aileler minik yaşta beyni sanki süngere benzeyen ne versen alabilecek vaziyetteki çocuklarına akademik birkaç şey öğretip çocuktan tekerrürünü yapmasını istiyorlar ve çocukta yaptığında üstün akıllı yaftasını yapıştırarak çocuğun ileriki senelerdeki hakikatinde yapabileceğinin en iyisi olan akademik galibiyetini riske sokuyorlar.

Ufakken üstün akıllı olduğu düşünülen çocuklar ileriki yaşlarında yüksek temennilere karşılık veremeyecek düşük akademik galibiyete sahip olunca başka bir yarış başlıyor o zaman ki en risklisi de o oluyor. Çocuğun alaka, istek ve gereksinimleri korunmadan hemen bir dersaneye yazdırılıyor ve tekerrür zaferinin çoğalması bekleniyor. Galibiyet çoğalmayınca özel derse müracaat etiliyor. Tekerrür olmayınca “Ne yaptıysam olmadı, dinlemiyor, beğenmiyor, kavramıyor, dikkatini vermiyor” tantanaları başlıyor. Oysa her şey gibi bilme de alaka ve istek gerektiriyor ve evre evre hakikatleşiyor. Her safhanın zamanında sıhhatli bir biçimde geçilmiş olması gerekli ki üst evrelere gelindiğinde galibiyet sağlanabilsin. Bir de her çocuk hekim, avukat, mühendis olacak diye bir kural da yok ya canım. Belki spor da belki sanatta belki de el yeteneği mevzusunda mahareti olan bir çocuğunuz var.

Çocuğu dinlemek, yarıştırmamak, yeteneklerini geliştirmesinde ona takviye olmak gerekli. Çocuğunuz matematik dersinden 100 alamayabilir ama başyapıt denilecek kadar hoş fotoğraf çiziyor olabilir. Onun sanat yönüne takviyelerseniz hakikatinde o hakikat galibiyete o zaman erişecektir. O zaman ufakken üstün akıllı dediğiniz çocuğunuz mutlu olacaktır. Ufakken her şeyi öğreniyor diye pohpohladığınız çocuğunuz sonrasında hakikatinde her şeyi öğrenmediğini kavradığında neyi yapıp neyi yapamayacağını görecektir. Bunu yapması için ona fırsat verin, uygun civarı sağlamaya çalışın. Biz anne ve babalara düşen vazife, onların var olan enerjilerini onlar için faydalı olacak şeylere evrilmesini sağlamak olmalıdır. Yoksa avukat olmuş ama mutsuz olmuş neye fayda. Benim oğlum gibi balıkçı ve inşaat emekçisi olmak istiyorsa vazgeçin olsun. Vazgeçin o ne istiyorsa o olsun…

Meftun Kocakaya /Türkçe Hocayı

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.