Site rengi

Tasarım

ALTIN 494,52
DOLAR 8,8648
EURO 10,3792
BIST 1.384
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22 °C
Çok Bulutlu

Aşk ne kadar yaşar

13.04.2021
62
A+
A-

Uzman Çift ve Aile Terapisti Şirin Hacıömeroğlu Atçeken, “aşkın ömrü var mı?” sualini şöyle cevaplıyor: “Aşkın ömrü hudutludur. Kaç gün olduğu tartışılır ama aşk; bir müddet sonra evrimleşmeye başlar.“Peki, çok âşık olduğunuz bireyle ilişkiniz, özellikle konutluluk sonrasında nasıl bir evrim sürecine girer, daha doğrusu konutluluk aşkı öldürür mü? Atçeken’e göre aşkın bir ömrü olduğu ve konutlulukla beraber inişe geçtiği bir reel. Ancak ‘yok oluyor’ demek yerine, ‘evrim geçiriyor’ demek daha doğru.

Konutluluğun insanın yaşamındaki en ehemmiyetli dönüm noktalarından biri olduğunu söyleyen Atçeken, “Konutluluk ile yeni bir yarıyıl başlar. Her yeni süreç gibi burada da başkalaşıma mukavemet gözlemlenir. Her ne kadar bu çiftin çok isteyerek aldığı bir karar da olsa, bir sistem değişmektedir. Bu vaziyet sancılı bir süreçtir. Bir Hayli genç, ailesinin tehlikesiz kanatlarının altından çıkıp uçmaya başlarken büyük manevi gerginlik yaşıyor. Bu gerginlikler fertler tarafından fark edilmezse ilişkilerine yansıyor” diyor.

Özellikle nişanlılık yarıyılı veya düğün hazırlıkları sırasında meselelerin artığına dikkat toplayan Atçeken, “Flört ederken çift henüz mesullüklerin içine girmemiştir. Aileleriyle veya kendi konutlarında daha bağımsız bir yaşam sürdürüyordur. Oysa konutluluk ile artık bir aile olacak, mesullükler ve temenniler değişecektir. Ortak karar almak, efor balansı, fikir ayrılıkları, para sorunları, ailelerin kültürel farkları ve bunun gibi bir hayli nedenle çift bir hayli mesele yaşayabilir” ifadesini kullanıyor.

AŞK, KARŞI TARAFIN BELİRSİZLİKLERİYLE BESLENİR

Konutluluk evveli yaşanan yoğun aşk duygusunun evlendikten sonra devam etmesinin çok olası olmadığının altını çizen Atçeken, “Bu yalnızca konutlulukla alakalı değil, uzun süreli ilişkiler için de geçerlidir. Aşk; karşı tarafın meçhullüğünden, şahsın partneri için aklında oluşturduğu imgelerden ve aradaki manilerin varlığından oluşur. Natürel olarak bireyi daha iyi tanıdıkça, onu daha reel bir biçimde gördükçe ve aradaki bazı maniler aşılıp, güven oluşmaya başladığında duygular değişir” tespitinde bulunuyor.

AŞKTA İSTEK, KONUTLULUKTA İSE KUCAKLAMA HORMONU SALGILANIR

Şayet iki taraf da birbiri için doğru insansa aşkın bitmediğini ancak ebat değiştirdiğini söyleyen Atçeken, “Aşk sevgiye dönüşür, bağlılık oluşur. Şefkat, güven, huzur, sevgi daha ön tasarıya çıkar. Hatta araştırmalar bu metamorfozun şahsın beden kimyası ile de paralel olduğunu gösterir. İlişkinin ilk zamanlarında beyinde surattan fazla hormon salgılanır. Bunlardan en ehemmiyetlileri; bayan ve erkekte salgılanan testosterondur. Testosteron; istek, norepineprin coşku dalgalanmaları, seratonin mutluluk, dopamin ise yoğun bir mükâfat hissi sağlar. İlişkinin ilerleyen zamanlarında sezilen sevgi ve bağlılık ise daha yumuşak, ‘kucaklama hormonu’ denilen oksitosin ve vazopresinedir. Bu sevgi, güven ve bağlılık hormonudur” biçiminde konuşuyor.

Aşkın ömrünün şahıstan bireye değiştiğini, bazı ilişkilerde birkaç ay, kimilerinde birkaç sene sürebildiğini belirten Atçeken’in vurgu yaptığı nokta ise vakte takılmamak gerektiği: “Aşk bir müddet sonra sevgi, güven ve bağlılığa dönüşür. Bana göre aşkın zamanını düşünmek yerine, ilişkinin tadını çıkarmak, onu beslemek için elinden geleni yapmak ve bağlantıyı artırmak gerekir. Bu nedenle uzun ilişkiden ne beklediğimizi iyi öğrenmek ve şayet konutluluk istiyorsak ne sezdiğimize asılcı bir biçimde bakmak ehemmiyetlidir. Büyük aşklar evlendikten sonra sihrine gözetemiyor değil, aşk evrim geçiriyor, değişiyor… Ve bu her zaman negatif anlamda idrak edilmemeli.

AŞKI CANLI TUTMANIN YOLLARI

Konutlu çiftlerin aşkı ve aralarındaki sevgiyi canlı yakalamalarının en ehemmiyetli yollarından biri hiç şüphesiz sıhhatli bağlantı. “Aşkın ve konutluluğun devamı için büyülü bir yöntem tüberkülozayız zira her fert ve her ilişkinin yapısı değişiktir. Ancak bazı noktalar da vardır ki ilişkide bunlara dikkat edilmesi birlikteliğin niteliğini artırır” ifadesini kulanan Uzman Çift ve Aile Terapisti Şirin Hacıömeroğlu Atçeken’e göre aşkı ve sevgiyi harcamamak için dikkat edilecek öbür noktalar şunlar:

“Çiftlerin birbirlerine temennilerini net bir biçimde fakat karşı tarafı yargılamadan ve kırmadan ifade etmesi çok ehemmiyetli. Ayrıca çift birbiriyle ne kadar iyi dost olabilirse, aradaki pozitif bakış açısı ve bağ o kadar kuvvetlenir. Beraber nitelikli zaman geçirmek, eğlenebilmek, güç zamanlarda takviye olabilmek ve ‘biz’ olarak sezmek ilişkiyi çok kuvvetlendirir.

ÇİFTLER ROLLERİNİ UNUTMAMALI

Çiftlerin kesintisiz küsmesi, duygularını net ifade etmemesi, imalar yapması ve birbirinin özel alanlarına hürmet göstermemesi ilişkiyi çıkmaza sokar. İnat etmek, fiziksel, psikolojik veya duygusal şiddet uygulamak ve her kavgada ‘ayrılık’ imasında bulunmak ciddi krizler oluşturur. İçinde biriktirip dargınca veya hiddet patlamalarıyla münazara etmek yerine, fikir ayrılıklarını konuşup uzlaşmaya varabilmek gerekir. Sevginin iyi ifade edilmesi gerekir. Sevgi ne kadar sağlam olursa yaşanan gerginliklerin tolore edilmesi, sorunların halledilmesi ve aradaki tehlikesiz etrafın devamı olası olur. Aileye çocuk dâhil olsa bile karı-kocanın arada anne-baba rolünden çıkıp beraber bayan-erkek olarak zaman geçirmesi, kaçamaklar yapması da ilişkiyi kuvvetlendirir.”

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.