Site rengi

Tasarım

ALTIN 524,31
DOLAR 9,2220
EURO 10,7186
BIST 1.410
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21 °C
Hafif Sağanak

Aşk acısı 6 ay sürüyor

16.04.2021
168
A+
A-

Aşkın tek bir tanımı yok. Herkes onu değişik yaşıyor, değişik anlatıyor. Kimi aşksız yaşayamıyor, kimi bulamamaktan yakınıyor. Geldi mi ayakları yerden kesen, bedenin hormon dengeseni alt üst eden aşk, gittiği zaman da derin yaralar vazgeçiyor. Ama öte yandan da yaşam devam ediyor ve aşk acısının yavaş yavaş vücuttan çıkmasına izin vermek gerekiyor. Peki ama nasıl? Avusturya Sen Jorj Hastanesi’nden Uzman Muayenehane Psikoloğ Sinem Gül Şahin anlatıyor:

Aşık olunca bize neler oluyor?

Aşık olunca bedenimiz bazı hormonlar salgılıyor. Misalin serotonin hormonu, obsesif kompulsif karakter bozukluğu olan hastalardaki seviyelere yanaşıyor. Bu da aşık olduğumuz şahsa kesintisiz saplantılı hale gelmemize neden oluyor. Dopamin hormonu salınımı çoğalıyor, uyku ve iştah balansımız bozuluyor. Bu süreçte, aşkın gözü âmâdır lafını doğrularcasına aşık olduğumuz şahıstaki hataları görmüyor, o insanı kendimizden bir parça olarak görüyoruz. İlk aşklar genellikle ergenlik yarıyılında başlıyor ve genellikle ilk aşık olduğumuz insanla evlenmiyoruz. Başka Bir Deyişle hiç bitmeyecek sanılan aşklar bitiyor, onsuz yaşayamayacağımızı düşündüğümüz insanlardan dağılabiliyoruz. Bazen de aşk yalnızca tek taraflı oluyor, karşı tarafın ona dinlenen aşktan haberi bile olmuyor

Bir kızgın bir barışık

Ayrılan ve bunun getirdiği acıya sabredemeyip tekerrür toplanan, üstelik bunu çok sık yapan çiftler de var. Böyle gidişatlarda ilişkinin bir kısır döngüye girdiğini belirten Psikolog Şahin, “Böyle bir gidişattaki çiftin, çift terapisi alması gerekiyor. Bu ilişkinin ya bitmesi gerekiyordur ancak taraflar tamamlayamıyordur ya da devam edebilecek bir ilişkidir ancak çözülmesi gereken bir irtibat problemi vardır. Çift terapisi sayesinde meselelerini çözüp daha mutlu bir ilişki sürdürebilirler ya da sıhhatli bir biçimde dağılmaya karar verebilirler” diyor.

Aşk acısı sürüklemenin kaç yolu var?

Şahsın yaşı, eskiki tecrübeleri, ufalayış cinsleri, şahsın baş etme mekanizmasının ne kadar eforlu olduğu gibi etkenler aşk acısı sürüklemenin biçimini etkiliyor. Misalin yaşın ilerlemesi acı sürüklemeye mani olmuyor ama zeka bu acıya bilindik olduğu için, “Şu an acı sürüklüyorum ama öğreniyorum ki geçecek” diye düşünüyor ve böylece acının üstesinden gelmek basitleşiyor. Daha evvel böyle bir acıyı tecrübelememiş birey ise vicdanında çok daha ağır bir acı sezebiliyor ve bu hissin hiç geçmeyeceğini düşünebiliyor.

Saplantılı karakter özellikleri ağır basan insanlarda ise ayrılıklar çok meseleli oluyor. Bir de bağımlı ilişki kurmaya daha yatkın olan, partneri olmadan var olamayacağını, ona fukara olduğunu düşünen bireylerde ayrılıktan sonraki süreç güçlü geçiyor. Bu karakter özellikleri bazı insanlarda genetik ve etrafsal etmenlere bağlı olarak ortaya çıkarken çoğunlukla da ailenin yetiştirme stiliyle alakalı oluyor.

Ayrılıktan sonraki natürel süreç nasıl olmalı?

Ölüm de dahil olmak üzere tüm ilişki kayıplarında yaşanan bir yas süreci oluyor. Bu müddetin takribî altı-sekiz ay sürmesini bekliyoruz. Bu yarıyılda bayan ve erkek tutumları değişiklik gösterebiliyor. Yas sürecinde şahsın içinde büyük bir acı, hiddet oluşabiliyor. Azıcık zaman geçince “Ben zati istemiyordum, böylesi daha iyi oldu” gibi inkar duyguları öne çıkıyor. Sonrasında ise artık gidişatın kabullenildiği, yaşamdan yine zevk alınmaya başlandığı, yeni insanlarla tanışmaktan mutlu olunduğu yarıyıl başlıyor. Yas süreci dokuzuncu aya doğru uzamaya başladıysa bunun basmakalıp bir vaziyet olmadığı ve şahsın takviyeye lüzumu olduğu düşünülüyor.

Bazen uzman desteği gerekebilir!

Uzman Muayenehane Psikolog Sinem Gül Şahin, baş etme mekanizmaları yeterince eforlu olmayan bireylerde aşk acısı ile baş faktörün de efor olduğunu belirtiyor ve ilave ediyor: “Altı ayın sonunda acınız hala taze, günlük yaşantınızdaki işlerinizi yapmanıza mani oluşturuyor, konsantrasyon bozukluğuna neden oluyor, uyku haliniz çoğalıyor ya da bütün tersi yatamıyor iseniz netlikle bir uzmandan takviye almalısınız” diyor. Aşk acısı vücuda da yansıyabiliyor. Mide kasılmaları, kesintisiz baş sızıları, uyku kumpasında bozulmalar ve iştah kesilmesi görülebiliyor.

Bedelsizlik duygusu

Ayrılıklardan sonra yaşanan en ehemmiyetli meselelerden biri de kendini kıymetsiz sezmek oluyor. Başka birinin verdiği bedel miktarında kendini kıymetli gören bireylerde bu duygu devirici tesirler yaratıyor. Psikolog Sinem Gül Şahin, aile içinde kendine değer katıldığını paydan bireylerin bu mevzuda daha kısmetli olduğunu belirterek, “Bu sebeple ailede çocuğa ‘Sen yalnızca sen olduğun için bedellisin, seni hoşlanmamız için bir şey yapmana gerek yok’ duygusunun aşılanması gerekiyor. Bu manayla gelişen çocuk, ergenlikte de erişkinlikte de aşk acılarını daha tez atlatıyor” diyor.

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.