Site rengi

Tasarım

ALTIN 494,20
DOLAR 8,6553
EURO 10,1587
BIST 1.393
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23 °C
Kuvvetli Sağanak

Aşk 4. senesinde bağlılığa dönüşüyor

02.05.2021
83
A+
A-

Frederic Beigbeder’in kaleme aldığı “Aşkın ömrü 3 yıldır” adlı kitap yayınlandıktan sonra iyice hararetlenen “Aşkın son kullanma tarihi olur mu?” müzakereleri hali hazırda sürerken yapılan bilimsel araştırmalar böyle bir müddetin olduğunu doğruluyor.

Aşkın kimyası denilen, enerji, sevinç, dikkat yoğunlaşması ve mükâfat kazanma motivasyonu olan dopamin hormonu 4 senenin sonunda tükenmeye başlıyor ve yerini ilişkilerin yürümesinde kilit rol oynayan bağlılık duygusunu artıran oksitosin hormonuna vazgeçiyor.

Aşkı dolu dizgin yaşayan hiçbir çiftin kabul etmek istemediği “aşkın ömrü” ile münazaralara son noktayı koyan bilimsel araştırmalar aşkın bir süresi olduğunu doğruluyor. Kadın erkek herkesin üzerinde konuştuğu aşkın ömrü ile alakalı konuşan Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Aylin Sezer, aşkın insanın sezdiği hiçbir duyguya benzemediğini söyleyerek, “Aşık olunca usumuzdan geçen binlerce düşünceye, kalbimizdeki duygular ve vücudumuzun verdiği tepkiler eşlik eder. Duygular yoğunlaşır; mutluluk, üzüntü, coşku, huzur ve özlem aynı anda yaşanır. O şahsı düşünmek dahi bedenin tepki vermesine neden olur. Gözbebekleri gelişir, beden ısısı çoğalır, çoğu cinsel yönde olmak üzere vücutsal tepkiler tüm bedende sezilir” dedi.

Aşkın, beynin mükâfat ve haz ile iletişimli kısımlarıyla alakalı olduğunu söyleyen Sezer, aşkın kimyasının enerji, sevinç, dikkat yoğunlaşması ve mükâfat kazanma motivasyonu olan dopamin hormonundan oluştuğunu belirtti. Yapılan çalışmalarda aşık çiftlere birbirlerinin resimleri gösterildiğinde, beynin mükâfat ve haz kısmının faal hale geldiğinin ortaya çıktığını vurgulayan Psikolog Sezer, “Aşık olunduğunda sezilen coşku ve enerji, beynin haz bölgesinin aktive olmasıyla salgılanan dopaminin yapıtı” diye konuştu.

Çikolata aşk hormonunu artırıyor

Yenilik ve coşkulu etkinlikler kadar dopamin salınımını tetikleyen bir başka şeyin de çikolata olduğunu dile getiren Psikolog Aylin Sezer, ilişkilerin bitiminde çikolata yemenin iyi nedeninin de bu olabileceğini belirtti. Ayrılık evhamına, dopaminin yarattığı tesirin beceriksizliğini sezmekle iletişimli bir çeşit yoksunluk belirtiyi olarak da bakılabileceğini söyleyen Psikolog Sezer, “Çikolatanın beynimizde yarattığı tesir de, kaybettiğimizi düşündüğümüz ve özlediğimiz hisleri bize yaşatıyor. Eş bir tesir, Sevgililer Günü’nde de yaşanıyor. Hediye edilen, beraber yenen çikolatalar, dopamin salgılanmasını tetikleyip, ilişkiden alınan hazzı artırıyor” biçiminde konuştu.

Aşk gidiyor, bağlılık geliyor

Yapılan araştırmalara göre aşkın ömrünün 18 ay ile 4 sene arasında olduğunun ortaya çıktığını söyleyen Sezer, bu zaman sonunda şahısların dopaminin yarattığı eforlu tesirle bağışıklık kazandığını ve coşku ile birlikteliğin verdiği hazzın da eksildiğini belirterek, “Evrimsel kuram da ilişkilerin ömrü için biçilen dört senelik müddeti destekliyor. Bu kurama göre, her ilişkinin emeli üremek ve soyunu devam ettirmek. İlişkilerin çoğu başladıktan dört sene sonra bitebiliyor ya da negatif bir yarıyıla geçebiliyor, zira bir çocuğun her iki ebeveynin yardımıyla gelişmesi gereken zaman da takribî olarak dört yıl” dedi.

Dört seneden sonra dopamin hormonunun eksilmesiyle aşkın ebadının değiştiğini dile getiren Sezer, bu zamandan sonraki ilişkilerin yürümesini sağlayanın bağlılık duygusu olduğunu belirtti. Yapılan araştırmalarda dört seneden uzun süren ilişkileri olan çiftler araştırıldığında bağlılık duygusunun çoğalmasını sağlayan oksitosin hormonunun aşırıca salgılandığının tanımlandığını kaydolan Aylin Sezer, “Bir annede çocuğunu emzirirken çoğalan bu bağlılık hormonunun, uzun zaman beraber olan çiftlerin birbirlerine sarıldıklarında da çoğaldığı görülüyor. Araştırmalar, oksitosin hormonun orgazm sırasında en üst seviyeye çıktığını gösteriyor. Orgazm sırasında veya sonrasında şahısların partnerleriyle ebedîye dek beraber olmayı isteme hissi nedeni de bu. Oksitosini, başka bir deyişle bağlılık duygusunu artırmanın en direk yolu değmekten geçiyor. Değmek, bu hormonun salgılanmasını artırarak, bağlılık hissini kuvvetlendiriyor” dedi.

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.