Site rengi

Tasarım

ALTIN 534,91
DOLAR 9,3690
EURO 10,9288
BIST 1.418
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 17 °C
Çok Bulutlu

22 Ekim Dünya Kekemelik Günü: Erken ve doğru müdahale ehemmiyetli

29.07.2021
35
A+
A-
22 Ekim Dünya Kekemelik Günü: Erken ve doğru müdahale ehemmiyetli

Her sene 22 Ekim Dünya Kekemelik Günü olarak kekemeliğe dikkat toplamak ve kekemelik mevzusunda doğru bilgiler vermek emeliyle anılıyor.

Kekemeliğin bir hastalık değil, semptom olduğuna dikkat toplayan Prof. Dr. Ahmet Konrot, kekemelik ile psikolojik ebat arasındaki ilişkinin altını çizerek değerlendirmelerde bulundu.

En çok 2-5 yaşlarında ortaya çıkıyor

Literatüre bakıldığında kekemeliğin bir hastalık olarak değil, semptom olarak değerlendirildiğini görürüz. Her ne kadar aileler kekemelik tavırlarının ortaya çıkışını misalin fobi gibi travmatik emin bir olayla açıklama meylinde olsalar da kekemeliğin psikolojik bir travmanın neticesinde ortaya çıktığını kanıtlayan bir araştırma bulunmamaktadır. Şayet öyle olsaydı, fobi ve eşi psikolojik travma geçiren çocukların çoğunda kekemelik tavrının ortaya çıkması gerekirdi. Ancak, bunu söylemek, kekemelik ile psikolojik ebat arasında bir ilişkinin olmadığını ifade etmek değildir. Kekemeliğin inatçı bir şekilde ileriki yaşlarda da devam etmesi, etkilenen şahsın psikolojisini negatif istikamette etkileyecektir. Misalin kekelemekten rahatsız olan bir talebenin bildiği halde sınıfta parmak kaldırmaması, insanlarla konuşarak etkileşime girmekten sakınması gibi gidişatlar, kekemelik ile psikolojik ebat arasındaki ilişkinin istikametini daha sarih olarak göstermektedir.

DSM sınıflandırmasında kekemelik olgularının yüzde 98’i 10 yaşından evvel görülüyor. Genelde kekemelik gelişimin en süratli olduğu erken yarıyılda, 2-5 yaşlarında ortaya çıkmaktadır. Daha sonraki yaşlarda ergenlik-erişkinlik yarıyıllarında ortaya çıkması çok ender bir olaydır.

İleriki yaşlarda ortaya çıkan kekemelik tavırları iki grupta ele alınabilir. Birinci grupta da üç ihtimalden laf edilebilir. Birinci ihtimal, orijini erken yarıyılda olmasına rağmen, ileri yarıyıllarda ortaya çıkan kekemelik tutumlarıdır. Bazı vaziyetlerde erken yarıyılda kollanan ve terapi ya da kendiliğinden geçen, artık fark edilmeyen kekemelik tavırlarının sonraki yaşlarda tekerrür ortaya çıkması ihtimali de bulunmaktadır. Bir başka ihtimal de kekemelik tutumlarını “manevileştirmeyi” ya da baskılamayı bilen bireylerin stres altında bunu saklamayı becerememeleridir.

İkinci grupta ise kafa travması, strok inme, merkezi asap sisteminin yozlaşmayı, beyin uru, beyin operasyonu, ilaç tesiriyle beyinde alana gelen işlev bozuklukları gibi vaziyetlerde kollanan edinilmiş kekemelik olguları bulunmaktadır.

Kendiliğinden geçebiliyor

Araştırmalar gelişimsel erken yarıyıl kekemeliğin başladığı andan itibaren altı ay ile iki sene içerisinde kendiliğinden geçebileceğini göstermektedir. Ancak, erken yarıyılda kekemeliğin idaresine müteveccih hiçbir teşebbüste bulunulmaması halinde, kekemeliğin inatçı bir şekle dönüşme, ileriki yaşlarda da devam etme ihtimali yüksektir. Kekemeliğe ne kadar erken müdahale edilirse, o kadar acele netice alınır. Ancak, bunun da kekemelik alanında akıllı, bu mevzuda muayenehane tecrübeyi olan dil ve konuşma terapistlerinin teklifleri, manipülasyonları ile muhtemel olabileceğinin unutulmaması gerekir. Doğru idarenmeyen kekemelik olgularının kronik kekemeliğe dönüşme ihtimali yüksektir.

Kekemelik bir hastalık olmadığı için rehabilitasyondan laf faktörün çok doğru olmadığını düşünürüm. Bana göre kekemelik alanında çalışan yetkin terapistleri, ferde ve özellikle erken yarıyıl mevzubahisi olduğunda çocuğun ailesine yol gösterici olurlar ve onlara günlük yaşantılarında, kendi natürel civarlarında bu meseleyle nasıl baş edebileceklerini, bu meseleyi nasıl idareyebileceklerini gösterirler. Kekemelik terapisi, gerek ferdin kendisine, gerekse çocuğun ailesine, ilk bakıcılarına ferde özgü çözümler ve teklifler üretme sürecidir. O sebeple, mesele aynı da olsa, tesirleri her çocuk ve her ailede değişik olacağı için, terapi süreci ferde/aileye özgü olmak vaziyetindedir.

Kekemelik bir kader değildir. Vaziyete hangi açıdan, nasıl yanaştığınıza bağlı olarak zamanında ve uygun şekilde ele alındığında, idarenebilme ihtimali vardır. Yönetimi ve çözümü çoğu zaman güç bir süreci gerektirir, ancak imkânsız da değildir.

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.